Sen Değiş, Dünyan Değişsin!

Bugün sanki yıllar sonra yağmuru görmüş gibiydim. Hani bir video var. İlk defa kar gören kız çocuk. Ben de öyle hissettim kendimi. Yağmuru severim bilirsiniz o yüzden mutlu etti beni ama bir yandan da içimden bir ses bu sonbahar değil bu mevsim böyle yaşanmıyordu diye geçmiyor değil. Çok keskin mevsim geçişleri yok mu artık sizce de? Yani sanki birden yazdan kışa geçiyormuşuz gibi. Bir sabah kalkıyorsun yağmur yağmaya başlamış hava sıcaklığı 10-15 derece düşmüş. Sonbahar nerede kaldı, ya ilkbahar?

Sonbaharı severim. Hatta en sevdiğim mevsimdir. Ne çok sıcak ne de çok soğuk. Yani öyle olması gerekiyordu. Üstüne bir yağmurluk al eline bir şemsiye ve yavaş yavaş sararmaya başlayan yaprakların üzerinde yürü. Üşüyor musun? Hayır! Çok mu sıcak? Hayır! Hava mis gibi. İşte tam yaşamalık. Bazen böyle havalarda keşke hep sonbahar olsa derim.

Peki, neden? diye sormuyorum. Sormakta istemiyorum. Sonbaharın ve ilkbaharın artık neden bize uğramadığını hepimiz biliyoruz. Buna rağmen tertemiz havamızı kirletmeye, doğayı katletmeye devam ediyoruz. Karşılığında da bize yaşanılır bir yer vermesini bekliyoruz. Ne büyük kendini beğenmişlik? Eminim dünya bu şekilde düşünüyordur. Bizi bir yere kadar idare edeceğini hepimiz biliyoruz. Öyleyse bu dünyanın bir misafiri olarak evimize özen gösterip yaşanılır kılmaya çalışmalıyız.

Tek yapmamız gereken biraz daha önem vermek. Evimize davrandığımız gibi sokaklarımıza caddelerimize de sahip çıkmak. Kendin için değilse bile geleceğimiz, çocuklarımız için!

Bu yazının ilhamını veren ve sebebi olan Hale Caneroğlunun konuyla ilgili Tedx konuşmasını izlemek için buraya tıklamanız yeterli.

Sen Değiş, Dünyan Değişsin!

Bir Cevap Yazın