Homecoming: Netflix’in Beyonce Belgeseli

Son zamanlarda izlediğim en iyi sanatçı belgesellerinden biri oldu Homecoming. Bugüne kadar harika şarkılar, konserler, dans gösterileri ve şovlara imza atan Beyonce bu belgesel ile yine muhteşem bir ilke imza atmış. Netflix ise Beyonce’nin 2018 Coachella Festivali‘ndeki performansını belgesel haline getirerek bu ilke ortak olmuş. Yani Coachella 2018, aynı zamanda Beychella 2018 olarak da biliniyor artık.

Homecoming’in Ortaya Çıkışı

Coachella 2019’u bile gölgede bıraktığı konuşulan bu gösteri Beyonce’nin iki hafta sonu üst üste verdiği, kırk şarkılık konserlerden oluşuyor. Belgesele gelirsek ise çekimleri sekiz aydan daha fazla süren film, ikizlerini dünyaya getirdikten sonra sahnelere dönen dünyaca ünlü sanatçı Beyonce’nin bizzat kendi seçtiği 150’den fazla kişiden oluşan ekibiyle beraber ezber bozan performansı için geçirdiği detaylı hazırlık sürecini anlatıyor. Kraliçe B. hem canlı performansının tacını hem de filmin yönetmenliğinin tacını taşıyor. Daha açıkça yazmam gerekirse 137 dakika süren Homecoming’in yazarı, direktörü ve yapımcısı Beyoncé!

“Üstlendiğim en zor işlerden biriydi. Ama hem kendimi hem de ekibimi, sadece ‘iyi’ değil; ‘efsanevi’ olmak için zorlamam gerektiğini biliyordum.”

Konser arasında gösterilen hazırlık sürecindeki seslendirmede de Beyoncé var. Sadece sanat kısmı değil, eşi ile hayatı ve ikizlerinin doğumundan sonra hayatlarının nasıl şekillendiği ile ilgili özel detaylar da yine Beyoncé tarafından paylaşılıyor. Açıklamalara göre sadece bu bölüm üzerinde dahi haftalarca çalışmalar yapılmış.

Homecoming fikri ilk kez nerede ortaya çıktı derseniz ise hikaye burada biraz daha dramatikleşiyor. Hamilelik döneminde yüksek tansiyon ve preeklampsi gibi sağlık sorunlarıyla yüzleşen ünlü sanatçıyı başka problemler de bekliyor. İkizlerden birinin kalbinin geçici olarak durması üstüne, kafasında Homecoming fikri beliren Beyoncé, kendi dayanak noktasının temellerini böyle böyle atmaya başlıyor. Kendine bu dönemde yabancılaştığını söyleyen başarılı sanatçı, “Eski formuma tekrar kavuşmak aklımın ucundan bile geçmiyordu, gücüm ve dayanıklılığım asla aynı seviyede olamaz gibi geliyordu” diyor.

Kraliçe B. Ve Kadın Dayanışması

Beyonce’ye olan hayranlığım su götürmez bir gerçek. Ancak tüm bu zorlu şartlar altında verdiği mücadele beni inanılmaz etkiliyor. Coachella tarihinde ilk Afro-Amerikan kadın sanatçı olarak sahnede harikalar yaratması ve bu şovu unutulmaz bir belgesele dönüştürmesi kendisine olan bağlılığımı daha da arttırıyor.

“Bu performans, Afrika kökenli Amerika kültürünün önemli bir bölümü için saygı duruşu niteliğindeydi. Kültürü bilenler için dürüst ve gerçek; öğrenmesi gerekenler için ise aydınlatıcı ve eğlendirici olmalıydı. Filmin yapılış sürecinde de, hikayenin yeniden anlatılışında da amacımız aynıydı.”

En keyif aldığım ve hatta yerimde duramadığım konserin sonlarına doğru Destiny’s Child sahneye çıkıyor. En son, 2013 yılında Beyoncé’nin bir başka epik performansı Super Bowl‘da bir arada olan bu yetenekli üç kadın tam 6 yıl sonra “Kadın dayanışması tam olarak böyle olur” mesajı veriyor.

Beyoncé’nin tek konukları Kelly Rowland ve Michelle Williams sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Beychella sahnesini tek kelimeyle sahiplenerek, tüm dünyaya bir kez daha gerçek kraliçenin kim olduğunu hatırlatan Beyoncé’nin sürpriz misafiri kız kardeşi Solange‘dı. Beyoncé’nin ‘Get Me Bodied’ şarkısında karşılıklı dans ederek eski günlerine geri dönen kız kardeşler, Beychella’nın kolektif ruhunu daha iyi yansıtamazdı.

“Afro-Amerikan bir kadın olarak, dünyanın her zaman küçük kutumda kalmamı istediği hissine kapıldım. Ve siyahı kadınlar çoğu zaman hafife alındıklarını hissediyorlar. Kendimizle gurur duymamızın tek nedeni Coachella performansımız değil, bu süreç ve aynı zamanda verdiğimiz mücadele… Acı dolu bir tarihin ardından gelen güzelliklere şükredin ve acılarınızı kabullenin. Kusurları ve doğru görünen yanlışları sevin.”

Beyonce ve bu belgesel ile ilgili yazılması gereken o kadar çok şey var ki atlamamak için her anını tek tek düşünüyorum. Diğer önemli bir ayrıntı olarak ise doğumdan sonra aldığı kiloları sıkı bir diyet programıyla ve gece gündüz bitmeyen provalarla vermeye çalışan Kraliçe B. aklıma geliyor. Bu dönemde geçici olarak vegan olan, kahve, alkol ve diğer kötü alışkanlıklarından vazgeçen azimli sanatçımız “Hedefime ulaşmak için kendimi ekmek, karbonhidrat, şeker, süt, et, balık, alkol yok diye sınırlandırıyordum” diyor. Ünlü sanatçının bu dönemde attığı en başarılı adımlardan biri de, Coachella performansına 33 gün kala, Formation turnesinde giydiği eski kostümlerinden birine tekrar girebilecek kadar çok kilo vermiş olması olsa gerek.

Gerçek bir kraliçe olduğunu her seferinde bize hatırlatan Beyonce, Homecoming şovunda hiçbir şeyi şansa bırakmıyor. Nasıl mı?  Beyoncé’nin otoriter tavrına aşinaysanız eğer, ya da “en bossy anlarını” belgeleyen çeşitli Youtube videolarına denk geldiyseniz, bu bir sürpiz olmayacaktır. Beyoncé, Homecoming performansının en ufak ayrıntısına kadar patron koltuğundan bir an olsun kalkmıyor. Şovda yer alan tüm dansçıları, basamaklardaki malzemeleri, piramidin yüksekliğini, hatta ve hatta piramidin şeklini, kısacası her detayı kendi elleriyle seçiyor. Buna, sahne kostümlerinin arkasındaki ikonik isim Olivier Rousteing ile yaptığı ardı arkası kesilmeyen toplantılar da dahil üstelik.

Homecoming Belgeselini İzlemeli miyim?

Düğün koşturmacısından dolayı sürekli ertelediğim, uzun süredir izlenecekler listemin başında olan Homecoming belgeselini hayranlıkla seyrettim. Beyonce’yi her yanıyla muhteşem buluyorum. Sesi, mimikleri, azmi, tavırları, özgüveni, aile yaşamı ve sayamayacağım kadar harika özelliği bir arada bulunduruyor bence. Böyle bir belgesel ise ona daha da yakınlaşmamı sağladı. Çünkü Beyonce’nin farklı bir yönü ile daha tanıştım. O kendinden emin tavrının arkasında büyük bir emek, çaba, çalışkanlık ve en önemlisi duygusallık olduğunu gördüm. Her ne kadar bir Boss edası ile tüm şovlarını yönetse de içindeki kız çocuğundan ‘anne’ olsa bile vazgeçmemiş bir Beyonce gördüm ben.

Kendisine olan hayranlığım bu belgesel ile katlandı desem yeridir. Ancak siz Beyonce’yi hiç tanımıyor olsanız bile bu belgeseli izleyerek ona hayran olacaksınız, eminim. İlk başta çabası, gayreti ve mücadelesi ile takdir edilesi şovları ortaya çıkarması başlı başına bir sanat bence.

Belgeseli hiç sıkılmadan, keyif alarak, bazen şaşırıp bazen üzülerek ancak çoğu zaman eğlenerek ve dans ederek izleyeceksiniz. Kraliçe Beyonce’yi sevmeyenler bile bir şans vermeli diye düşünüyorum. Şahsen ben yaptıkları karşısında inanılmaz gaza geldim ve kendimi, hayatımın çoğu yerini eleştirme fırsatı yakaladım. Tüm Beyonce severler hatta sevmeyenlerin bile hayran olacağı bu kadını az biraz tanımak için Homecoming belgeselini kesinlikle izlemelisiniz.