Hayalimizdeki Balayı: Gemi ile Yunan Adaları Turu

Düğün hazırlıkları sırasında iple çekilen en güzel olay Balayı olsa gerek. Düğün stresi dışında keyifli hissetmek istediğim her an kendimi balayı planlamasına vermiştim. Günlerimizi aynı otel içinde geçirmek yerine farklı yerler görme niyetimiz olduğu için eşimle ikimizin de görmediği bir rotayı belirleme kararı aldık. Hayalimizdeki balayını tam olarak karşılayan Gemi İle Yunan Adaları Turu oldu. Neden peki derseniz yazının sonuna kadar okumanızı tavsiye ediyorum. 🙂

Balayımız Başlıyor: İlk Gün

Düğünümüzden hemen sonra tam bir haftalık bir vaktimiz vardı balayı için. İlk günü düğün yorgunluğunu atmaya ayırdığımız için haftanın ikinci günü yani Salı yola çıkma kararı aldık. Gemi ile Yunan Adaları Turumuz Perşembe günü başlayacaktı. 3 gece 4 günlük turumuzdan önce gemimizin kalkacağı yer olan İzmir- Çeşme civarını gezmek istedik iki gün. Önümüzde 7 saatlik bir yolculuk olduğu için aracımızı gerekli tüm ihtiyaçlarımızla doldurarak sabah 9’da yola koyulduk. Aslında ilk hedefimiz Alaçatı’ya gidip ilk günü orada geçirmekti lakin yolda fikrimizi değiştirerek İzmir-Selçuk’a doğru devam ettik.

Efes Antik Kenti

Tahmin ettiğiniz gibi 7 saat sonunda hiç dinlenmeden soluğu Efes Antik Kenti’nde aldık. Navigasyonla yola devam ettiğimiz için yer-yön bulma konusunda sıkıntı yaşamadık. Efes’e vardığımızda saat yaklaşık 4’tü ve kentin akşam 7’de kapandığını öğrenmiştik. Vaktimiz yeter mi her yerini görebilir miyiz soruları ile biletlerimizi almak için gişelere koştuk. Gişe çalışanı 2 saatin her yeri gezmek için yeterli olduğunu söyledi. Tabi bu sadece Efes Antik Kenti için geçerliydi. Civardaki Meryem Ana Kilisesi gibi diğer yapıları görmek için geç kalmıştık.

Efes Antik Kenti
Ziyaret Saatleri Açılış saati Kapanış saati
3 Ekim / 14 Nisan (Kış) 08:30 19:00
15 Nisan / 2 Ekim (Yaz) 08:00 19:00

Antik kent haftanın her günü ziyarete açık. Sabahın serinliğinden istifade edip ziyaret etmek isteyenler 8:30’dan sonra içeriye giriş yapabilirler. Yaz aylarında ziyaret 19:00’a kadar sürebiliyor ancak kışın saat 17:30’a alınabiliyormuş kapanış. Dini bayramların ilk günü ise ziyarete kapalı. Gişeler, ören yerinin kapanış saatinden yarım saat önce kapanıyor.

Bilet yerine daha uyguna geldiği için biz Müze Kart aldık. Efes Antik Kent’e 2019 güncel giriş ücreti 72 TL ‘dir. Ancak bu fiyat Antik kent içerisinde yer alan Yamaç Evleri için geçerli değildir. Eğer Yamaç evlerini de görmek isterseniz ekstra 36 TL daha ödemeniz gerekiyor. Bir yıl boyunca Müzekart+ ile ise sınırsız ziyaret edebilirsiniz. Ancak müze kart yamaç evlerini gezmek için geçerli değildir.

Bilet Türü 2019 Giriş Ücreti
Efes Antik Kenti 72 TL
Yamaç Evleri 36 TL

Efes Antik Kenti Gezilecek Yerler

Senede ortalama 1 milyon yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Efes Harabeleri, ülkemizin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan önemli bölgelerinden bir tanesi.

Efes Antik Tiyatro

Efes Antik Kentinin üst bölümünde bulunmaktadır. Efes’in bugüne sağlam bir şekilde ulaşmış ender yapılarından birisi. Helenistik Dönem’den miras kalan Antik Tiyatro, Cladius döneminde vücuda getirilmiş. Restorasyon çalışması sona erdikten sonra Efes Antik Tiyatro, buradaki bazı festivallerin ev sahipliğini üstlenmiş. Dünya’nın en büyük Açıkhava tiyatrosudur. Sanat gösterilerine, gladyatör dövüşlerine ve daha birçok şeye şahitlik etmiş muazzam yapı. 24 Bin oturma kapasitesi bulunan oldukça büyük bir antik tiyatrodur.

Efes
Efes Antik Tiyatro

Hadrian Tapınağı

İmparator Hadrianus için inşa edilmiş tapınak.

Celsus Kütüphanesi

Hem kütüphane hem dem anıt mezar işlevi görmektedir. M.S. ikinci yüzyılın başlarında yaptırılan kütüphanenin asıl ilgi çekici bölümü, ön tarafta yer alan 4 kadın heykelidir. Kütüphanenin hemen karşısında bir genelev olduğuna inanılıyor. İnsanlar bu genelevine, eşlerine yakalanmadan gidebilmek için kütüphane içindeki gizli geçitten faydalanıyormuş. 

Kuretler Caddesi

Hamamlar ve tuvaletlerin bulunduğu, bir nevi halkın kaynaşma alanı.

Aşk Evi 

Belki de Dünya’nın ilk genelevlerinden birisi.

Liman Caddesi

Şehrin en uzun caddesi. Etrafı oldukça ilgi çekici eserlerle çevrili.

Liman Caddesi

Agora

Ticaret merkezi.

Agora
Agora

Yamaç Evler

O dönem insanlarının özel yaşam alanları.

St. John Bazilikası

Aziz Yuhanna’ya ait olan mezarla birlikte hemen üstüne inşa edilen bazilika, büyüleyici görünümüyle hemen dikkatinizi çekecektir. Çarmıha gerilen Hz. İsa’nın annesini bizzat Yuhanna’ya emanet ettiği bilinir. Yuhanna’nın bu nedenle Meryem Ana ile beraber bölgede yaşadığına inanılıyor. Yuhanna, öldükten sonra kendisinin Ayasuluk Tepesi’ne gömülmesini vasiyet etmiş. Bu bazilikanın büyüklük açısından Artemiş Tapınağı’ndan hemen sonra geldiği söylenebilir. Bazilika aynı zamanda UNESCO’nun Tarihi Miras Listesi içinde kendine yer bulmayı başarmış durumda.

Yedi Uyuyanlar Mağarası

Dağın hemen arka bölümünde konuşlanan yapının, M.S. 6. yüzyıl içinde ortaya çıktığı söyleniyor. Hristiyanlık henüz yayılmadan önce kaçıp buraya sığınan 7 gencin bu mağaranın içinde 200 yıl süren bir uykuya daldıkları rivayet ediliyor. İnanışa göre uyandıktan sonra Hristiyanlık dininin resmi anlamda kabul edildiğini görme şansı bulan 7 genç, o dönem çok özel kişiler olarak addedilmiş. Ölen gençlerin bu mağaraya gömüldüğüne inanılıyor. Çeşitli toplumlar,  7 gence ait mezarın kendi alanlarında yer aldığını iddia etmektedir. Buna rağmen pek çok Hristiyan kaynak, mezarın bu mağaranın altında olduğunu kabul eder. Zaten kazılarda ortaya çıkarılan oyma mezar yapıları da bu düşünceyi destekler nitelikte. 

Meryem Ana Evi

Yabancı turistlerin Efes’e gelirken en çok motive olduğu yerlerden bir tanesi de hiç şüphesiz ki Meryem Ana Evi. Meryem’in ölmeden önce yaşamını burada geçirmiş olması, bu kiliseyi daha da bir kutsal kılmaktadır. Hristiyan topluluklar için bir hac merkezi olan Meryem Ana Evi’nde aynı zamanda her ağustos ayında çeşitli ayinler düzenleniyor. Hacı olmak isteyen Hristiyanlar buradaki çeşmelerden su içip mum yakıyor. Kilisede yer alan çeşmeler, aşk, para ve huzuru temsil ediyor. 

İlk Gün Sonu

Antik kenti gezdikten sonra Çeşme’ye kadar gidemeyeceğimizi anlayıp (yorgunluktan) Urla’da konaklamaya karar veriyoruz. Urla’nın girişinde şu an adını hatırlayamadığım bir pideciye oturuyoruz akşam yemeği için. Pideler oldukça lezzetli geliyor hesapta bir o kadar tuzlu. Öyle ki gezimiz sonunda İzmir’de tatil yörelerinde yeme-içme’nin konaklamadan daha pahalıya geldiğini düşünüyoruz. 🙂

Ana yolda ilerlerken tabelasını görüp kalmaya karar verdiğimiz Ladiva Otele giriyoruz ilk gece konaklama için. Sapanca’da kaldığımız hosteli hatırlatıyor bana burası. Ortasında havuzu ve ücretsiz sabah kahvaltısı için restoranı olması dışında. Yan yana bitişik bungalov odalardan havuza bakan kısmında konaklıyoruz. Klimamız, televizyonumuz, sıcak suyumuz hatta mutfağımız bile var odamız içinde. Ertesi gün ki açık büfe kahvaltımız da yanımıza kar kalıyor. Güler yüzlü otel sahibine teşekkür edip sabah erkenden ayrılıyoruz otelden.

Ladiva Otel

Tek Gece iki kişilik oda fiyatı: 350 tl

Adres: İçmeler, 1050. Sk. No:3, 35430 Urla/İzmir

Telefon: (0232) 768 33 30

İkinci Gün: Alaçatı ve Çeşme

Önceliğimiz deniz hasreti çeken iki İç Anadolulu olarak direk Çeşme oluyor. Rastgele internetten bulduğumuz bir plaja doğru yol alıyoruz. Vardığımızda internette gördüğümüz ücretsiz halk plajı yerine bizi ücretli özel bir plaj bekliyor. Plajımız Fun Beach’ e kişi başı 100 tl ücret ödeyerek giriyoruz. Başlangıçta ücreti çok gelse de içeri girdikten sonra denizin güzelliği, plajın sakinliği ve hiç rahatsız edilmeden geçirdiğimiz 5 saat her şeyi unutturuyor. Şezlongumuzun önündeki plajda ayakucuna kadar yürüyebiliyoruz çünkü hiç derinleşmiyor. Tam önümüzde iki kişilik salıncaklar bulunuyor. Arkamızda da müzik. Güneşleniyor, denize giriyor ve eğleniyoruz. Öğlen saatlerine doğru plaj kalabalıklaşsa da aşırı yoğunluk olmuyor. Akşama doğru toparlanıp Alaçatı’nın yolunu tutuyoruz.

Alaçatı güzel ve nezih bir yer. Abartıldığı kadar var. Lakin kalabalık ve biz yorgunuz. Sokaklarını dolaşıp birkaç fotoğraf çektikten sonra ara sokakların birinde bir cafeye oturup Türk kahvesi içiyoruz.

Biraz daha dolandıktan sonra aracımızı bıraktığımız Migros’un otoparkına yol alıyoruz. Bu arada Alaçatı’da otopark bulmak biraz sorun gibi. Merkeze çok yerler çok doluydu. Biz de cadde üzerinde Migros’un açık otoparkına koyduk ve 5-10 dakika yürüdük şehir merkezine. Üstelik ücretsiz. 😉 Umarım bunu burada açıklayarak bir pot kırmıyorumdur sevgili okuyucularım. Gün boyu ücretsiz, halka açık bir otopark olduğundan emin değiliz hani. (Aramızda)

İkinci gün konaklamak için internetten bulduğumuz ve arayarak yer ayırttığımız çeşme limana yakın bir otele gidiyoruz. Otelin konumu olarak çok şanslıyız. Neden mi? Çeşme limanına yürümek 15 dakika. Vee otelin arka sokağında bıraktığımız aracımız 4 gün boyunca biz Yunanistan’da iken ücretsiz duruyor. Park problemini kısa yoldan atlatmış oluyoruz yani. Gelelim kaldığımız otele. Adını hatırlamıyorum ama gerçekten kötüydü. Oda küçüktü, kliması akıtıyordu ve hiçbir artısı yoktu. Tek gece ücret 250 tl ödedik ve bence fazlaydı. Bizim için tek iyi yanı aracımızın konumu oldu. Yoksa Çeşme’de konaklama için daha iyi oteller eminim vardır.

A bir de unutmadan sabah kahvaltıya çıktığımızda ilk defa karşılaştığımız bir hostel çalışanı hanfendi sizin ücretsiz kahvaltınız yok dedi. Hala neye göre ücretsiz kahvaltı servis ettiklerini çözemedik. Sanırım biraz daha fazla ücret ödeseydik kahvaltıda vereceklerdi. Çünkü otelin tüm odaları aynıydı. Bu tatsız olaydan sonra otelin yakınındaki bir pastanede kahvaltımızı yaparak otelden ayrılıyoruz.

Üçüncü Gün: Gemi İle Yunan Adaları Turu Başlasııın

Ets tur ile katıldığımız gemi turumuz 3 gece 4 gün Mykonos – Santorini – Atina(Pire) gezilerinden oluşuyor. Çeşme limanına vardığımızda ilk iş valizimizi gemiye teslim etmek oluyor. Limanın hemen sağında valiz kontrolü sırası ve Ets görevlileri bize ne yapmamız gerektiğini söylüyorlar. Valizi teslim ettikten sonra sıra limana girişteki pasaport kontrolünden geçmeye geliyor. Bunun ardından hemen diğer tarafta bir kontrol daha yaparak pasaportları teslim alıyor bize seyahat boyunca kullanacağımız gemi yolcu kartlarımızı veriyorlar. Aman Dikkat! Bu kartlar sizin pasaportunuz oluyor ve yolculuk süresince onları kullanıyorsunuz. Yanınızdan ayırmayın. Kaybetmeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Yemek alırken, gemiye binerken, inerken hatta odanıza girerken bu kartları kullanıyorsunuz.

Gemini

Gemimiz Gemini’ye bindikten sonra valizlerimiz uzun süre gelmiyor. Meğer resepsiyonda bizim almamızı bekliyorlarmış. Odamız ferah, pencereli. Odalar sizin tur olarak satın aldığınız kademeye göre farklılık gösterse de, benim tavsiyem çok ucuz alt kademe oda satın almayın. Çünkü penceresi olmayan, çok dar odada açık denizde sıkılabilirsiniz. Öyle en üst kademedeki çok lüks odaların da açıkçası vaktinizin çoğunu gemide geçirmeyeceğinizi düşünürsek gerek yok diyebilirim. En iyisi geminin solunda yerleşmiş (Çünkü limanlar solda yani ada ve şehir manzarasını değerlendirebilirsiniz) güverte katında, pencereli bir oda yeterli olacaktır diye düşünmekteyim. Biz Deluxe dış kabin tercih ettik, lüks konusunda bir otel odasından farkı yok, hatta fazla olarak muhteşem deniz manzarası var.

İlk gemiye bindiğimizde öğle yemeği için restorana gidiyoruz. Sabah-öğle ve akşam yemekleri tur fiyatına dahil. Açık büfe yemek, meze, salata çeşitleri gözümüzü doyurdu bile. Bir de tatlı büfesini görüyoruz ki çoktan tav olduk. Envai çeşit tatlı; şerbetli, sütlü, kek, pasta, baklava ne ararsanız mevcut. Yemekten sonra günlük turlarla ve gemi ile ilgili toplantılar yapılıyor.

Gemini

Gemi adalara ve tur noktalarına yanaştığında iki seçeneğiniz var. 1- Kendi yöntemlerinizle bulunduğunuz adayı gezmek. 2- Gemide ekstra ücretli olarak düzenlenen turlara katılmak. Biz hiç riske girmeden ikinci yolu tercih ediyoruz. Mykonos hariç Santorini ve Pire’yi geminin tur programı ile geziyoruz. Mykonos için ise sadece şehir merkezine kadar kalkan otobüslere bilet alıyoruz.

Mykonos

İşte Yunan adalarının en ünlülerinden biri olan Mykonos’ a vardık. Mykonos’u gezmek için 20.00 – 04.00 saatleri arasında oldukça fazla vaktimiz var. Bu ada, gece hayatı ile ünlü olduğu için bence oldukça uygun vakitler. Tabi biz gece hayatını çok sevmediğimiz için önceliğimiz şehir merkezini keşfetmek oluyor.

Gemilerin yanaştığı liman şehir merkezine yaklaşık 5 km uzaklıkta. Eğer tur ile geldiyseniz sizi bir servisle şehir merkezine transfer ediyorlar. Yoksa sürekli şehir merkezine hareket eden karşılıklı otobüs seferleri ile ulaşım mevcut. Bunun için de gemiden aldığımız sadece ulaşım biletlerini kullanıyoruz.

Mykonos ilk bakışta tipik bir Yunan adası. Şirin beyaz evleri, dar taşlık sokakları, olmayan bitki örtüsü :)) ve her daim esen rüzgarıyla sizi karşılayan bu adanın kendine has özellikleri var.. Mykonos kendine has gece hayatı, birbirinden güzel plajları ve gece –gündüz sürekli hareketli dokusuyla diğer adalardan bir adım öne çıkıyor.

Mykonos
Mykonos

Sıcak ve güzel bir rüzgar bize merhaba diyor adaya vardığımızda. Mykonos’ta özgürce kaybolabileceğiniz birçok ara sokak bulunmakta. Sağlı sollu pek çok hediyelik eşya, kıyafet ve mücevher dükkanı dikkati çekiyor. Tabii aralara serpiştirilmiş pek çok club ve bar da mevcut. Gece hayatı için aslında çok fazla öne çıkan bir yer yok . Club’lardan herhangi birine dalıp kendinizi müziğin ritmine bırakabilirsiniz. Gece hayatının önemli bir diğer rotası da beach partiler. Özellikle Paradise beach’deki partiler oldukça çılgınmış. İster deniz kenarında, isterse daha içeri kısma yakın olsun hemen hemen tüm lokantalarda fiyatlar oldukça makul ve çeşitler oldukça zengin. Restorana girmeden menüyü ve fiyatları inceleyip ona göre karar verebilirsiniz.

Mykonos klasik bir yunan adasından beklenen tüm beklentileri karşılamakta. Deniz, kum, güneş, gece hayatı, yeme-içme ve kısacası özgürlük karakterine işlemiş bir ada. Ben, gezdiğimiz diğer iki yerden daha çok sevdim bu adayı. Evet, Santorini de dahil. Nedeni gece görmemiz de olabilir, bilmiyorum. Lakin özellikle daracık sokakları beni kendine aşık etti. Her ünlü Yunan adası gibi bembeyaz taş evler ve mavi pencereleri, alışveriş yerleri (özellikle tüm mekanların kendine has dekorasyonları) ve insanları bir başkaydı bence.

Mykonos
Mykonos

İnsanları demişken dinlenmek için bir cafeye oturup çikolatalı krep söylüyoruz ve adada en dikkatimizi çeken şeyi baştan aşağı süzüyor yorumluyoruz; insanlarını. Bu kadar güzel, bakımlı, alımlı insanları ben hayatımda gezdiğim hiçbir şehirde görmedim. Ciddiyim! Gerçekten güzeller. Hepsi uzun boylu, sanırım ben en kısa kişiydim orada. Zayıf ve sportif vücutları var. Giydikleri kıyafetler rengarenk ve o taş sokaklarda incecik topuklularla geziyorlar. Abartmadan yapılmış sade, dikkat çekici makyajları var kadınların. Erkekler de bir o kadar şık giyimliler. İnanın bir uzaylı olsaydım –ki öyle de hissettim- ilk insan gördüğüm ada burası olsaydı insanların muhteşem yaratıklar olduğunu düşünürdüm. 🙂

Diğer gezdiğim hiçbir Yunan adası bana Mykonos’un havasını vermedi. İnsanları olsun, havası olsun, sokakları, mekanları olsun çok sevdim. Tekrar gitmek için tek bir Yunan adası seçsen neresi olurdu deseler Mykonos derim. Gidin, görün sevgili okuyucularım, hayranlığım kelimelere sığmadı artık. 🙂

Santorini

Muhteşem Mykonos gezimizden hemen sonra ertesi sabah 10.00 civarında Santorini’ye yanaşıyor gemimiz. Santorini içine Romantik gezi turu bileti aldığımızdan plan yapmadan adayı gezme imkanımız oluyor. Tur otobüsleri ile gruplar halinde adayı geziyoruz.

Santorini

Eğer tur satın almadıysanız yukarıdaki Thira( Fira) köyüne ulaşım için 3 seçenek var. Ya teleferiğe bineceksiniz. (En mantılı seçenek bu) Manzaranın tadını çıkara çıkara yukarı çıkacaksınız. Ya bilmem kaç yüz tane basamağı tırmanarak yürüyerek çıkacaksınız ya da zavallım katırların sırtında patika yoldan tırmanacaksınız. ( Burada katırlarla ulaşım meşhur hatta bu adanın sembolü de sandığınız beyaz evler değil, katırlar!) Yine de siz siz olun katırları tercih etmeyin. İlk neden yazık, günah. İkinci neden ise hava deli sıcak. Biz gittiğimizde 39 derece idi ama hissedilen 50 olabilir. Hiçbir şey yapmana gerek yok, durduğun yerden ter boşanıyor vücudundan. Hayatımda böyle sıcakla karşılaşmadım. 

Santorini – Thira

İlk durağımız adanın en yüksek tepesi oluyor. Buradan güzel manzarayı arkanıza alarak adayı fotoğraflayabilirsiniz. Bu tepede 15 dakikalık duraklamadan sonra Oia (İa)’ya ulaştık. Adanın ikinci merkezi burası. Meşhur Santorini fotoğrafları da buradaki sokaklarda çekiliyor. Lakin biz gittiğimizde o kadar kalabalıktı ki şehir fotoğraf çekmek için her noktada en faz 10 dakika sıra bekledik. Resmen delilik! Lakin bi daha mı gelcez? 🙂

Santorini – Oia

Oia muhteşem gün batımı manzarası ile ünlü, güzel taş zemin kaplı sokakları ile bıkmadan yürüyebileceğiniz bir yer. Biz de sokak çalgıcıları eşliğinde kalabalığı yararak her sokağını gezip görmeye çalışıyoruz. Öğle yemeğimizi de tur rehberimizin önerdiği restoranların biri olan Neptüne’de yiyoruz. İkimiz de bolonez soslu makarna söylüyoruz. Makarna tabağı o kadar büyük ve dolu ki bir tane söylemeğimiz için pişmanız. Lezzeti de iyi. Yanında söylediğim kırmızı şarabı daha çok beğendim ben. Kaliteli olduğu ilk yudumda anlaşılıyor. Makarnanın tabağı 14 €, bir kadeh şaraba da da 6 € ödüyoruz.

Oia’dan sonra son rotamız Thira( Fira) köyü oluyor. Burası adanın merkezi. Son nokta olduğu için yorgunuz, yine de bu merkezi turlamamıza engel olmuyor. Yediğimiz iki tabak makarna yetmiyormuş gibi iki top külah dondurma alıyoruz. Fiyatını hatırlamıyorum ama sanırım dondurmalarımız yemekten daha pahalıya denk geldi. 🙂 Akşam 5 olduğunda ise gemiye dönüşler başlıyor. Önce teleferik sırasına giriyoruz, sıra baya bir uzun. Tur biletimiz olduğu için şanslıyız. 15 dakika sıranın ardından teleferikle aşağı iniyoruz ve botlarımıza binerek gemiye varıyoruz.

Santorini – Kayak İce Cream

Santorini hakkında son bilgileri vermek gerekirse, Mykonos daha eğlenceye dönük bir ada iken, Santorini daha kafa dinlemelik ve yüzüp miskinliğin tadını çıkarmalık bir ada. Ama diğer adalara göre biraz daha pahalı, özellikle de konaklama. Tur rehberimizin dediğine göre gecelik en uygun konaklama 500 € dan başlıyor. (Önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyormuş.)

Mykonos’dan sonra her ne kadar daha kalabalık olsa da bana sönük bir şehir gibi göründü Santorini. Daha kalabalık olmasına rağmen daha sakin ve boş. Havanın sıcaklığı ise ayrı bir eksi. Üç gün boyunca yanmayan derim burada siyaha döndü güneşten. Santorini ile ilgili beklentim çok yüksek olduğu için hayal kırıklığına uğramış olabilirim. Ancak yine de tepeye kurulmuş bembeyaz evler arasında çekilen fotoğraflar bir başka oluyor.

Atlamadan burada Angelina Jolie ve Brad Pitt’in evlerini gördük. Evin kimde kalacağı muammaymış. Brad Pitt alırsa evi tur rehberimiz komşu olmak için yanındaki evi alacağını söyledi. Eh ben de bir çaya giderim artık. Buradan hoş sohbet tur rehberimiz Pervin Hanım’a da selamlaaar… 🙂

Atina (Pire)

Gezimizin son günü için de günlük tur bileti satın aldık. Pire’yi gezmek için yine gruplar halinde otobüslere dağılıyoruz. İlk durağımız Akropol oluyor.

İnanılmaz bir kalabalık var. Burada da sırada bekliyoruz içeri girmek için. Tur rehberimizi takip ederek tapınağı gezme fırsatımız oluyor. Rehberimiz bir yandan tarihini anlatırken biz de bir yandan fotoğraf çekiyoruz.

Akropol’ü gezdikten sonra Efes Antik Kentinin daha gezilesi olduğuna karar veriyoruz. Yine de Pire’ye giderseniz görmeden dönmeyin burayı. İkinci durağımız Stadyum. Sadece fotoğraf çekinmek için duruyoruz. 10 dakika ardından tekrar otobüslere binerek diğer durağımız olan belediye binası önüne gidiyoruz. Sytagma Meydanı Ve Parlamento Binası ise şehrin en ünlü meydanı ve meşhur Efsun askerleri önünde nöbet tutuyorlar. Askerlerin nöbet değişimlerini izleyerek buradan da ayrılıyoruz.

Atina Stadyum
Stadyum

Son durağımız ve serbest vakit geçirebileceğimiz yer olan Plaka Semtine varıyoruz. Akropolis’in hemen altında bulunan Plaka semti; kafeler, tavernalar ile oldukça keyifli vakit geçirilebilecek cazibe merkezlerinden biri olup Atina’ya gelen turistlerin olduğu kadar yerel halkında rağbet ettiği bir semtmiş. Çarşı olarak da bilinen bu mevkide plaka caddesini baştan sona geziyoruz. Burada süs olarak gladyatörlerin miğferleri çok meşhur. Biz de çok beğenerek hatıra olarak Büyük İskender’in miğferini alıyoruz. Orta boyuna 25 € ödüyoruz.

Plaka Semti
Plaka Çarşı

Gemideki toplantıda Atina’nın adalara göre daha ucuz olduğu söylendiği için magnetlerimizi de buradan satın alıyoruz. 1.50 € bir magnet. Çok farklı ve güzel hediyelik eşyalar bulunuyor sokaklardaki dükkanlarında. Üstelik burada da pazarlık sünnet. 🙂 Dükkan çalışanları daha siz söylemeden 28 € olan hediyelik eşyayı 25 € yaparım size diyor. Eh bize de fiyatı daha da indirmek düşüyor. 😉

Pire, Santorini kadar olmasa da çok sıcak. Yine de serinlemek için gölgelik alan bulmak daha kolay. Plaka caddesinin sonuna vardığımızda bir restorana oturup ‘Ya bunlar kebap deyip duruyorlar bir bakalım nasıl yapıyorlarmış?’ deyip iki tabak acısız kebap söylüyoruz. Lezzetten sınıfta kalıyor kebapçı. Bizim kebaplarla uzaktan yakında alakası yok üstelik. Kuru pide üstünde iki şiş kebap ve domates olan yavan bir tabak getiriyor. Serviste çok yavaş. Garsonlar da biraz sinirli gibi. Burada sanırım müşteri memnuniyetine çok önem vermiyorlar. Devamlı müşteriden çok, gelen turistleri çekme derdi de olabilir. Oturduğumuz mekanın adı The Greco’s Project idi yanlış hatırlamıyorsam. Antika pazarına girmeden önceki Monastraki meydanında burası. Tur rehberimizin önerdiği Bairaktaris Restoran hemen yanında bu mekanın. Çok dolu olduğu için oturmadık lakin beklemediğimiz için de pişman olduk.

The Greco’s Project
The Greco’s Project

Yunanlar yemeklerimizi sahiplenmiş derlerdi de inanmazdım. Hadi kebap ile baklavayı anladık ama döner, musakka, mücver, kahveye kadar her şeyin çalınmış olmasına ne demeli. Bu konuda biraz üzülsek de en çok kendimize kızdık. Neden sahip olduğumuz değerlerimize sahip çıkmayı bilmiyoruz ki?

Yemekten sonra geldiğimiz plaka caddesinden doğru otobüslerimizin beklediği meydana yürüyoruz. Pire daha büyük ve karmaşık bir şehir olduğu için kaybolmaktan korktuk açıkçası. Geç kalmadan varmak istediğimizden meydana erken varıp iki külah dondurma alarak beklemeye koyuluyoruz.

Atina çok göz kamaştırıcı bir metropol olmamakla birlikte, tarihi dokusu daha yoğun bir Yunan kıyı şehri olarak adlandırılabilir.

Yunan adaları turumuzun sonuna geldiğimizde gemide konser ve eğlenceler bizi bekliyor. Grup Ada eşliğinde enfes şarkılar söylüyoruz hep bir ağızdan. Çok eğlendiğim 4 günü böylece sonlandırmış oluyoruz.

Gemi ile Yunan Adaları Turu Kısa Kısa:

Ulaşım: İzmir Çeşme’den Ets Cruise gemisi Gemini ile.

Restoran Önerisi: Neptüne – Santorini

Eğlence Önerisi: Mykonos Gece Kulüpleri

Mutlaka Gidilmesi Gereken: Mykonos

Dikkat Edilmesi Gereken: Aşırı sıcaklar

Yapmadan Dönme: Beyaz taş evlerle fotoğraf çekinmeden dönmeyin!

Vize: Vizesiz, daha doğrusu Ets Tur sizin adınıza her farklı adaya girişinizde kapı vizesi alıyor. (Yunanistan Normal şartlartda schengen vizesi istiyor.)

Gemi ile Yunan Adaları Turu Notlar ve Değerlendirme

  1. Biz turumuzdan çok memnun kaldık. Yurt dışına yemek konusunda problem yaşayanlardansanız bu tur tam size göre. Yemekleri gönül rahatlığıyla gemide yiyebilir, tecrübeli Türk rehberler ile istediğiniz yeri rahatça gezebilirsiniz.
  2. Gemi odaları tertemiz ve kullanışlı. Odalar günde iki kez temizleniyor.
    Bütçenize ve tatil anlayışınıza göre bir oda seçerseniz, bir otelde kalmışçasına rahat bir tatil olacaktır sizin için. İç mi dış mı yoksa balkonlu mu derseniz; İç kabinde pencere yok, dış kabinde var ama pencere açılmıyor yine de manzarayı izlemek fırsatı olduğundan en iyi seçenek bu bence. Balkonlu odaların ise ücreti fazla.
  3. Sabah Kahvaltı 07.00-10.00, Öğle yemeği 12.00-14.00 Çay Saati 17.00-18.00 Akşam Yemeği 19.00-22.00 ve gece yarısı snack 00.00-01.00 arasında. Aç kalmanız imkansız.
  4. Ayrıca gemide spa, güzellik salonu, sağlık merkezi, Oyun salonu, Fitness Salonu mevcut. Gazino ve Duty Free mağazası limanlar haricinde açık.
  5. Gemide kalanlar için Sabah sporu, Dart Turnuvası, Mini Golf, Canlı Müzik, Dans Show’ları Fasıl geceleri, sinema gibi etkinlikler de var.
  6. Tüm personel sıcakkanlı, yardımsever, rehberlere kendimiz gezmek istediğimizi söylediğimizde bile yardımcı oluyorlar.
  7. Güvenlik herkes için çok önemli, o yüzden lütfen gemi kurallarına uyun.
  8. Mikonos ve Santorini uaşım ve konaklama bakımından pahalı adalar konumunda, bu tur ile bu iki adayı çok hesaplı bir şekilde görebilir, aynı zamanda plaj ziyaretleri ile deniz kum güneş tatilini her gün başka bir adada geçmek suretiyle rahatça gerçekleştirebilirsiniz.
  9. Bence dikkat edilmesi gereken nokta, adalardan gemiye dönüş saati. Burada dakik olmanız gerekiyor. “Dur, şurada da bir fotoğraf çekileyim” derken, gemiye uzaktan el sallamak durumunda kalabilirsiniz.
  10. Gemi turunun en güzel yanı adalarda güzel vakit geçirmek dışında başka bir şey düşünmüyorsunuz. Kaptan sağ olsun, sabah gözünüzü açıyorsunuz hopp Mykonos’tasınız.
  11. Gemi Ets Tur’un olsa da mürettebatın %90’nı yabancıydı. İngilizce gerekebilir.
  12. Gemide yaptığınız ekstra harcamalar, ekstra kara turları için ödemeler son akşam sizden nakit veya kredi kartı ile tahsil ediliyor. Bunun dışında gemide para geçmiyor.
  13. Gemide yapılan anonsları dinlemenizi tavsiye ederim.
  14. İlk gün gemide yapılacak olan bilgilendirme ve güvenlik toplantısına katılınız.
  15. Gemi içinde yemeklerde belirli sayıda yerli alkollü ve alkolsüz içecek hakkınız bulunmakta ve bence yeterli derecede. Öyle gemide pahalıdır diye düşünerek çantanızı içecekle doldurmaya uğraşmayın derim. (Biz yaptık içemedik.)
  16. Gemi gerçekten sallanıyor yani ben baya hissettim hatta ilk gün hareket ardından baş dönmesinden ayağı kalkamadım bir süre. İlk gece de acaba hala batmadık mı diye sürekli camdan dışarıyı kontrol ettim. 🙂 Batsak zaten kontrol etme şansım olmazdıya neyse. Diğer günlerde de bu sallantıyı ve baş dönmesini hissetmeye devam ettim yine de giderek alıştım. Hiç etki etmeyenler çoğunluktaydı yalnız.
  17. İnternet ve telefon kullanımı yok. Eğer yurtdışına hattınızı açtırıp paket almadıysanız hattınız kullanım dışı kalıyor bu sürede.
  18. Çocuklar için de çok uygun bir tatil olabilir bu tur. Gemideki çocuk oyun odaları başta olmak üzere, çocuklar için keyifli zaman geçirebilecekleri pek çok nokta mevcut. Hem yeni adalarla tanışmak küçük zihinlere de güzel olur.
  19. Gemiden içeri girdiğiniz gibi soğuk hava vuruyor yüzünüze. Odalar ve ortak kullanım alanları klimalar nedeni ile açık alanlar ise rüzgardan dolayı fazlasıyla serin. Kendinize mutlaka hırka, şal tarzı şeyler, kalın giysiler alın.
  20. Gemide akşam yemeklerine şort mayo bikini ile gidilmiyor. Bu yüzden yanımızda uzun bir pantolon ya da elbise getirmenizde fayda var. Ancak bu kurala uymayan yolcu sayısı fazlaydı. Adalarda da genellikle pek topuklu giyilmiyor ama isterseniz Mykonos için getirebilirsiniz.
Gemini

Balayı İçin Tavsiye Eder Misiniz?

Bu soruya yanıt vermek için önce nasıl bir balayı hayal ettiğinizi düşünmelisiniz. Balayında hem eğleneyim hem farklı yerleri göreyim istiyorsanız, o zaman cruise turları tam size göre. Biz de tam bu sebeplerle gemi turuna katıldık. Siz de Gemi ile Yunan adaları turuna katılarak Mykonos’ta akşam güzel bir yemek yiyip eğlenebilir, Santorini’de romantik anlar geçirebilir, Atina (Pire)’de tarihe doyabilirsiniz. Ancak ben gezmek istemiyorum diyorsanız gemide de çok çeşitli aktivitelerle eğlenceli vakitler geçirebilirsiniz. Hatta hiçbir şey yapmadan mavi suların üzerinde süzülerek manzarayı izlemek bile iyi bir seçenek. Biz iyi ki dediğimiz bir balayı geçirdik. Umarız siz de hayallerinizdeki balayı rotasını bulursunuz!

Sevgilerle…