Günübirlik Çanakkale Gezisi

1 Kasım akşamı Çanakkale’ye gitmek üzere annemle yola çıkıyoruz. Günü birlik Çanakkale gezisini Eskişehir Tepebaşı Belediyesi düzenliyor. Neredeyse tüm Tepebaşı Belde evleri kurslarına katılan kadınlar yani yaklaşık 25 büyük otobüs ve bir minibüs de erkek yolcu var. Ayrıca Belediyenin tahsis ettiği bir ambulansta gezi boyunca bizi takip ediyor.

7 saat süren yolculuktan sonra ilk durağımız Gelibolu yarımadası olacak. Ancak bunun için öncelikle feribot ile suyun öte tarafına geçmemiz gerekiyor. Saat 5te vardığımız feribot sırasında yaklaşık 2 saat bekliyoruz. O kadar kalabalığız ki bizden sonra daha 10 otobüs arkamızda sıra olmuş.  

Ve işte feribot macerası ile gezimiz başlıyor. Hava çok soğuk değil ancak rüzgar çok şiddetli esiyor. Bu sebeple deniz üstündeyken biraz gerginiz. Yine de keyifli bir deniz yolculuğu geçiriyoruz. Gün doğumunu yakalamış olmamız nedeniyle harika fotoğraf kareleri yakalıyoruz.  

Karşıya geçer geçmez her otobüs kendi rehberini otobüsüne alıyor. Rehberimiz yol boyunca gördüğümüz tüm eserleri bize ayrıntısına kadar hem otobüste hem yayan gezerek anlatıyor. Ve ilk durağımız 57. Alay Şehitliği oluyor.  

1. 57. Piyade Alayı Şehitliği

  Mimar Nejat Dinçel tarafından tasarlanan 57. Alay Şehitliği ve Anıtı; 12 Aralık 1992 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından Kabatepe-Conkbayırı yolu kenarında, Kılıçbayır’ın güney ucunda inşa edilmiş. Savaş sırasında yabancı askerler buraya ‘’Satranç Tahtası’’ adını vermişler. Yeni yapılmış olan bu şehitlik semboliktir. Gerçek şehitlik Bomba Sırtı’nın güney ucunda, Çataldere Vadisi’nin içinde bulunmaktaymış. Yarbay Hüseyin Avni Bey tarafından kumanda edilen 19. Tümen’e bağlı 57. Alay, yabancı kuvvetlerin ilk çıkarma gününde Arıburnu Cephesi’nde ilerleyen Anzak askerlerini ilk karşılayan ve geri püskürten Türk kuvvetleridir. Bu cephede ilk kez 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in önderlik ve cesaret vasıfları ortaya çıkmış.  

Yol boyunca rehberimizin anlattıkları tüm yolcuların gözlerinin yaşarmasına neden oluyor. Savaş zamanında tek tek mezar kazmanın zor olmasından dolayı ve çok fazla asker kaybetmemek adına toplu mezarlar yapıldığını anlatıyor. Ve bu toplu mezarların yerinin bilinmesi için de sonrasında buralara Türk bayrağı dikiliyor. Öyle ki her adımını attığımız yerde bir Türk bayrağı görüyoruz. Otobüste ilerlerken sağlı sollu siperler, mezarlar, mermiler tüm etrafı kaplamış olarak gözüküyor. Savaşın her anını her adımda görebiliyorsunuz burada. Bilinen toplu mezarlar dışında bastığımız her toprak altında en az bir şehit olduğunu anlatıyor bize. Savaşın her ayrıntısı tüylerimizi diken diken ediyor ve her adımda ruhlarına rahmet diliyoruz şehitlerimiz için.  

2. Conkbayırı, Atatürk Anıtı ve Siperler

İkinci ziyaretimiz ise savaşın derin izlerinin bulunduğu Conkbayırı bölgesine oluyor.  

Gelibolu Yarımadası‘nın batı sahili kesiminde, kıyıdan Kabatepe ile Suvla Koyu arasında, karadan ise 261 Rakımlı Tepe ile Besim Tepe arasında kalan tepenin ismi Conkbayırı. Bölgedeki tepeler içerisinde bölgeye en hakim nokta olduğundan savaş boyunca kuzey hattının en önemli tepesi olmuş burası.  

Anzac birlikleri 8 Ağustos 1915 tarihinde yaptıkları taarruzlar ile 268 rakımlı tepenin bir bölümünü ele geçirmişler. Ele geçirdikleri tepeden akşam saatlerinde Çanakkale‘nin ışıklarını görmüşler ve bu tepeye Chunuk Bair yani Çanak Bayırı ismini vermişlerdir. Bölgedeki bazı isimler yabancı kaynaklardan çevrilerek alınmıştır. “Shrapnel Valley” isminin Şarapnel Vadisi olarak çevrilmesi gibi çokça örnek bulunmaktadır. Ancak Chunuk Bair isminin ne şekilde Conkbayırı olduğu ve adının nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir.  

Conkbayırı Anıtları

Atatürk’ün Saatinden Vurulduğu Yer Muharebe şiddetini sürdürürken, Çanakkale Muharebesi sonucunda Türk milletinin gönlüne taht kuracak olan Mustafa Kemal ise ölümün eşiğinden dönecekti. Yaşanan olayı 64. Alay Komutanı olan Yarbay Servet bize şu şekilde anlatır:

“Süngü hücumu sırasında Conkbayırı tepesinde Mustafa Kemal’in yanındaydım. Düşmanın şiddetli topçu ateşi başladıktan sonra elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı sezen o metin asker, parmağını ağzına götürerek ve başını kaşlarını yukarıya kaldırarak bana sessiz olmamı işaret etti.”

Mustafa Kemal’in göğsüne isabet eden şarapnel, O’nun göğsünde bulunan saatine çarpmıştı. Saat parçalanmıştı ve göğsünde küçük bir morluk oluşmuştu. İşte bu saat Mustafa Kemal’i Türk milletine bahşetmiştir.

Conkbayırı Atatürk Anıtı

Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale Savaşı esnasında önemli hamleler yapıp savaşın seyrini değiştirmiş büyük bir komutandır. Conkbayırı muharebelerinde 8 Ağustos’ta bir kısmı kaybedilen bölgeyi 10 Ağustos‘ta ani ve büyük çaplı bir süngü taarruzu ile geri almıştır. 10 Ağustos’ta; “Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.” konuşmasını yapmış ve sonrasında kamçısı ile işaret vererek hücumu başlatmıştır. Bu nedenle de Conkbayırı kahramanı Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün elinde kırbacı ile birlikte büyük bir anıt heykeli yapılmıştır. Anıt 1994 tarihinde yapılmış olup sonraki yıllarda iki kez restore edilmiştir.    

Atatürk’ün Gözetleme Yeri

Conkbayırı Muharebeleri 7 Ağustos ile başlayıp 10 Ağustos 1915 itibari ile bitmektedir. 9 Ağustos 1915 ise I. Anafartalar Muharebesi tarihidir. 10 Ağustos günü Atatürk, Conkbayırı geri alındıktan sonra kuzey batı yönünden Conkbayırı üzerinden Anafartalar Ovası‘nı gözetler. O bölgede olup bitenleri inceler. Düşman birliklerinin yeni bir taarruz başlatıp başlatmadığını ve ovadaki mevcut durumu izlemek için kullandığı siper restore edilmiş ve Atatürk’ün Gözetleme Yeriolarak ziyarete açılmıştır. Resmi incelediğinizde ya da ziyaret ettiğinizde Anafartalar ovasına ne kadar hakim bir nokta olduğunu görebilirsiniz.  

Conkbayırı Türk Siperleri

Conkbayırı‘nın 25 Nisan 1915’te başlayıp savaş sonuna kadar ne kadar önemli bir nokta olduğundan bahsettik. Kuzey cephesinin en sıcak bölgelerinden birisi olan bu noktada atalarımızın düşmana karşı savaş sonuna kadar kullandığı ve direnişin temel taşı olan Türk Siperleri tüm cephe hattında olduğu gibi Conkbayırı‘nı da örümcek ağı edasıyla kaplamıştır. İşte Atalarımız bu siperlerde ” Çanakkale Geçilmez”dedirtmiştir.  

Conkbayırı Yeni Zelanda Anıtı

Conkbayırı Yeni Zelanda Ulusal Anıtı, bölgede yer alan en büyük Yeni Zelanda anıtıdır. Ve her yıl geleneksel olarak düzenlenen 24-25 Nisan Anzak Günü etkinliklerinde, sahildeki ortak tören sonrası Yeni Zelanda vatandaşları yürüyerek bu anıta gelir ve burada bir anma töreni gerçekleştirirler. Conkbayırı’ndaki Yeni Zelanda Anıtı, bir çoğu, 7-10 Ağustos tarihleri arasında, Müttefiklerin Conkbayırı’nı alma çabaları sırasında ve bu bölgedeki diğer muharebelerde kaybolan Yeni Zelanda Seferi Kuvvetlerinden 850 askerin isimleri bu anıtın duvarları üzerinde anılmaktadır. Bunlar ‘kayıp’ olan ve mezarı olmayan askerlerin isimleridir. Anıt yükselen bir sütun şeklindedir. Yukarından bakıldığında ise haç işareti görülmektedir.

Conkbayırı Anzac Mezarlığı

Conkbayırı Muharebeleri esnasında Türk Askeri tarafından muharebede ölen Yeni Zelandalılar tepenin doğu tarafına toplu olarak gömülmüşlerdir. Savaş sonrasında ise tespit edilmiş ve bir mezarlık yapılmıştır. Conkbayırı Mezarlığı‘nda ismi tespit edilmiş 850 Yeni Zelanda askeri ve 1 tane Gurka askerinin isimleri yer almaktadır.  

3. Çanakkale Şehitlikleri

Çanakkale Şehitler Abidesi

Çanakkale Şehitleri Anıtı olarak bilinen bu eser, il sınırları içindeki Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın ucunda Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe üzerinde göğe yükselmektedir. Çanakkale Şehitler Abidesi; 1915 yılında I. Dünya Savaşı esnasında bu coğrafyada yaşananların hatırlanması, bu destanın kahramanlarının ebediyen unutulmaması için yapılmıştır.  

İsmail Kurt, Feridun Kip ve Doğan Erginbaş tarafından tasarlanarak hayata geçirilen Şehitler Anıtı ise uzaktan bakıldığında Mehmetçik’in M harfini andırmaktadır.  

Sembolik Şehit Kabirleri

Çanakkale Şehitler Abidesi‘nde her bir Kabir’in cam birer yazıtı mevcuttur. Cam yazıtın bir yüzünde 18, diğer yüzünde 18 olmak üzere her kabirde 36 Şehidimizin ismi yazmaktadır. Genel yazan sayı ise 59.408 dir. Çanakkale Şehitler Abidesi‘ndeki kabirler sembolik olup, Şehitlerimizin adı, baba adı, rütbesi, memleketi, doğum ve ölüm tarihleri yazmaktadır. Kabirler adacıklara yani bölümlere ayrılmış ve her il ayrı bir bölgeye yapılmıştır. Hangi ilin hangi bölgede olduğunu Mustafa Kemal Çanakkale’de heykelinin yanındaki haritadan bulabilirsiniz.  

Yaralı Asker Anıtı

Çanakkale Şehitler Abidesi bahçesinde bulunan Tankut Öktem’in yaptığı Yaralı Asker Anıt Heykeli; biri yaralı diğeri onu taşıyan iki askerimizi sembolize etmektedir.

Kemal Yeri Kitabesi

Kemal Yeri’ne 1982 yılında bir anıt yapılmış ve anıtın üzerine Atatürk’ün şu sözleri yazılmıştır:

“Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki,bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız benim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar yoksun kalmasına neden olacağını hepinize hatırlatırım” M.Kemal Atatürk

Çanakkale Şehitlikleri kapalı bir müze durumunda olmadığı için, her hangi bir ziyaret saati uygulaması yer almamaktadır. Ancak Çanakkale Şehitliği anıtı ve Harp müzesi, Pazartesi günü hariç tüm günlerde 08:00 ile 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir.  

4. Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları

2. Abdülhamit dönemlerinde yapılan tabyanın yanında Seyit Onbaşı’nın heykeli ve Mecidiye Şehitliği ve Anıtı yer alıyor. Mecidiye Tabyası 1915 Deniz Savaşları’nda oldukça zarar görmüş.   Kilit bahir’in 1 kilometre ilerisinde, yolun deniz kıyısındaki tarafındadır. Yolun diğer tarafında ise Seyit Onbaşı’nın 18 Martta şehit olan arkadaşlarının yattığı Mecidiye Tabyası Şehitliği ve Anıtı vardır.      

Çanakkale deniz savaşlarının en yoğun ve en önemli günü olan 18 Mart günü müttefik donanmasının en önemli hedefi tabyalardır. Koca Seyit’in görev yaptığı tabya olan Mecidiye Tabyası da 18 Mart günü isabet almış ve 16 nefer şehit olmuştur. Bu bombardımandan sağ olarak kurtulan Koca Seyit sağlam kalan topu, 276 kiloluk mermiyi Niğdeli Ali’nin de yardımıyla sırtında taşıyarak, 3 kez ateşlemiş ve üçüncü atışta Ocean zırhlısını dümen tertibatından vurmuştur. Koca Seyit’e, savaşın kaderine tesir eden bu kahramanlığından dolayı onbaşılık rütbesi verilmiştir. Seyit Onbaşının hatırası bu gün Mecidiye tabyasının hemen önünde deniz kenarındaki bu heykel ile yaşatılmaktadır. Heykel 2006 yılında yenilenmiştir.  

Anıtın üzerindeki levhada şöyle yazmaktadır: “SEYİT ONBAŞI Deniz savaşının tüm şiddetiyle devam ettiği bir anda, vinci bozulan topun 275 kgr. lık mermisini tek başına kaldırarak topa yerleştirmiş ve sağ kalan arkadaşıyla birlikte ateş ederek OCEAN zırhlısının dümen tertibatına isabet kaydetmiştir.”

5. Alçıtepe’de Sahra Hastane Müzesi

Alçıtepe’de Sahra Hastane Müzesi ziyaretçilerine savaşın hastane ortamını sunuyor. Dünyanın en kanlı savaşının yaşandığı Gelibolu Yarımadasında savaş devam ederken hastanelerin o dönem ki anları Alçıtepe’de yapılan açık hava müzesiyle birebir yaşatılıyor.  

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Savaşları sırasında Alçıtepe köyünde hastane olarak hizmet veren Tarihi binayı Konya Selçuklu Belediyesi ile ortak işbirliği çerçevesinde restore ederek Açık Hava Müzesi haline getirdi.  

6. Kilitbahir Kalesi

Yol üzerinde geçerken gördüğümüz ve vakit olmadığı için içini gezemediğimiz bir yapı kilitbahir kalesi. İstanbul Kuşatması sırasında 1452’de Fatih Sultan Mehmet’in Bizans İmparatorluğu’na yardım götürenlerin önünü kesmek için yaptırdığı kale. 1980’de Kültür Bakanlığı “Korunması Gereken Kültürel Varlık” listesine almış. Ziyaret Saatleri: 08:00 – 17:00, Pazartesi- Salı hariç. Artık akşam saatlerine doğru Gelibolu yarımadasından ayrılmak üzere tekrar feribota binerek geldiğimiz yere doğru yola çıkıyoruz. Son durağımız ise Çanakkale merkezdeki Aynalı Çarşı oluyor.  

7. Aynalı Çarşı

Çanakkale’nin meşhur türküsünden dolayı Çanakkale’ye gelenlerin ziyaret etmek istedikleri mekânların başında Aynalı Çarşı gelmektedir. Günümüze kadar erişebilen orijinal kapısı ve kitabesiyle dikkat çeken bu çarşının, türküde adı geçen Aynalı Çarşı olduğu düşünülmektedir. Ancak kitabesinde Aynalı Çarşı adı geçmemektedir.      

Çarşının kırmızı taştan yapılmış kapısı kemerlidir. Kemerin kilit taşı kabartma çiçek desenleriyle süslenmiştir. Kemerin üstünde yer alan kitabe çarşı hakkında bilgi veren en önemli belgedir. Osmanlıca, İbranice ve Fransızca olmak üzere üç dillidir.  

Osmanlıca kitabede günümüz Türkçesiyle şöyle yazmaktadır. “Adaletliliği ile tanınan Sultan Gazi ikinci Abdülhamid efendimiz hazretlerinin lütuf ve sahip çıkmalarıyla kendine bağlı Musevi uyruğundan İlyo Halyo kullarının çabalarıyla yaptırılmış ve gönülde yer tutan çarşıdır. Yıl Hicri Muharrem 1307 (Kasım Aralık 1889).”

Çanakkale Belediyesi tarafından 2007’de restore edilen ve içinde Çanakkale’ye özgü hediyelik eşya satan dükkânların yer aldığı çarşı, turistlerin ilgisini çeken önemli bir alışveriş merkezidir.  

Eskişehir’e Dönüş

Geziyi düzenleyen ve Çanakkale ruhunu yaşamamızı sağlayan Eskişehir Tepebaşı Belediyesi sayesinde kültür turumuzu tamamlıyoruz. Gece geç saatlerde Eskişehir’e dönmüş oluyoruz. Çanakkale gezisi milli duygularımızın kabarmasına ve savaşı tüm çıplaklığı ile hissediyor olmamıza vesile oluyor. Bu sayede bu vatan için kanını döken ve mücadele eden tüm şehitlerimize ve atalarımıza minnetlerimizi sunuyoruz.

“Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!  Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?”Gömelim gel seni târîhe” desem, sığmazsın.”

Kaynak