Eski Kafalı Bir Kadın

Bazı şeyler eskide kalmalı. Kurumuş çiçekler, eskimiş kıyafetler, uçup giden hayaller, üstünü toz kaplamış raflardaki eski kitaplar gibi… Daktilolar eskide kalmış mesela. Tuşlarının parmaklarımın altında gövdesine çarpan ağırlığını hissetmiyorum. Yazı yazmam için dokunmak yeterli boş bir yüzeye. Yeni basılmış taze yaprak, mürekkep kokusu karıştı kaygan ekranların yüzeylerine. Her şey sessiz, kokusuz, renksiz ve saydam.

Kadifeye dokunamam ben ayrıca. Parmaklarım alışkın pürüzsüz, sessiz yüzeylere. Yine de özlem duyuyorum kadife, dantelli sabahlığıma. İlk ve son giydiğim sabahta bırakmasaydım belki şimdi geçmişim bu kadar pütürlü olmazdı, diye düşünüyorum. Neyse ki yüzümdeki çizgilerin belli belirsiz görüntüsü çıka geliyor gözümün önüne. Gülümsemem karanlıkta belli olmasa da seviniyorum. Genetik diyorlar, bence zamandan; kalınlaşan ruhumun dışa vurumu. Sonraları hep bir hissizlik hakim olur zaten, kırışıkların da görünmez olduğu gibi.

Bir kelebek konuyor sonra camın kenarına. Ne işi var ki bu saatte bu soğukta bir başına. 3 günlük ömrü olduğunu bilse katlanır mıydı hem bunca acıya? Yanlış ışığa uçtun minik. Hayatının geri kalanı diğer tarafta. Bir dön bak yaşadığın anlara, bıkmadın mı her gördüğün ışığa doğru uçmaya? Pes etmiyor sona doğru yaklaştığını bile bile. Sanırım o da benim gibi. Unutuyor arada geçmişi, yakalıyor bir anıyı derken tüm anları kaçırıyor.

Ben ise, pes ediyorum. Ölümü pencere kenarında bekleyen bu güzel canlıya bakıp pes ettiğimden utanıyorum. Yaşıyor gibi görünmeye devam etmeliyim…

———–

Ne zaman ama var olmak için! Sarı bardağı dikiyorum boğazımdan aşağı. Şimdi, daha iyi hissediyorum, sanırım bir şey hissetmediğimden. Sonra şükürlerimi sayıyorum, çok uzun sürmüyor; hayatım bir film değil ya! diyorum ya da bir Katy Perry şarkısı. Cebimde hiç metalik kalmadı, içmeye devam ediyorum bir-iki-üç… saymaya devam ediyorum… Ve, gece sona eriyor.   (Tom Walker, Blessings)

————-

Ne güzel şarkı ama! Başlıyorum şükürlerimi saymaya, çok uzun sürmüyor. Ve, gece sona eriyor…