En Büyük Motivasyon Kaynağı Nedir?

Hayattaki motivasyon kaynağınız nedir, hiç düşündünüz mü? Ben bir süredir bunun üzerine kafa yoruyorum. Öncelikle motivasyon deyince ne anlamalıyım bunu düşündüm. Google’a sorduğumda motivasyonun karşılığı olarak kısaca güdülenme diye cevap verdi bana. Yani bir insanı belirli bir amaç için harekete geçiren güç demektir diyebiliriz. Öyleyse bir adım ileri gidebilirim.

Peki beni ne harekete geçirir? Öyle basit gözüken ancak içi öyle dopdolu bir soru ki… İlk sorduğunda insan basitliğinin zorluğu karşısında afallıyor. En azından ben afalladım. Yanıt veremedim ama yanıt aramaya başladım.

Bundan sonra önümde bazı seçenekler olması gerektiğini düşündüm. Çevreme sordum, yakınlarıma, sevdiklerime, güvendiğim insanlara sonra internete danıştım diğer insanlar neler yazmış diye. Gözüme çarpan aa evet olabilir dediğim bazılarını seçtim aralarından.

Başarılı olmak olabilir mi ki? Başarısızlıktan hoşlanan insan var mıdır? Olmadığını düşünerek başarının tüm insanları güdüleyeceğini düşündüm. Lakin bir sorun belirdi. Başarılı olabilme garantisini kim verecekti? İleriyi göremediğime göre şu anda bir işte başarılı olabilme ihtimalimin pek çok değişkene bağlı olduğunu söyleyebilirim.

Merak daha mantıklı gibi geldi. Sonuçta insanoğlunun başına ne geliyorsa merakından geliyor. Eh benim için öyle. Yarın ne olacağını bilsek gerçekleştirmek için çabalar mıydık? Merak motive eder gibi oldu. Yine de bir şeyler eksik. Mesela bugünümün berbat geçtiği gerçeğiyle yüz yüze kaldığımda ertesi günün merakını yaşayacağımı düşünmek istemedim.

Gel gelelim diğer tüm motivasyon kaynağım olabilir mi diye irdelediğim sözcükler de farklı bir etki yaratmadı. Sevgi, aşk, saygı, sahip olma, mutluluk… hepsi için bir bahane buldum. Basitinden bundan yüzlerce yıl önce insanların tek derdinin günü karınlarını doyurarak kurtarmak olduğu, donmadan yanmadan ölmeden hayatlarına devam etmek olduğu zamanlarda para, şöhret, saygı hatta mutluluk bile bir motivasyon kaynağı olabileceğini düşünemeyiz. Açlığını gideren bir insan bunu temel ihtiyacı olduğu için yapar mutluluk için değil dimi.

Tüm bunları düşünürken hepsinin ama hepsinin çıktığı bir kapı buldum. Sanırım düğümü çözmüştüm. En azından benim olayımı bulmuştum:

Efsaneye göre Prometheus Tanrı Zeus’tan gizlice ateşi çalmış ve insanlığa vermiştir. Bu duruma çok öfkelenen Zeus, Prometheus’u o zamanlar kimsenin yaşamadığı Kafkas Dağlarında zincire vurdurur. Yanına da bir kartal bırakır. Bu kartal her gün Prometheus’un ciğerini yer ve her seferinde Prometheus’un ciğeri tekrar oluşur. Bu şekilde Prometheus’a işkence edilir. Prometheus Herkül tarafından kurtarılır. Zeus bu duruma bir şey demez ancak zincir halkalarının Prometheus’un ayağında kalmasını sağlar. Böylece Prometheus sonsuza kadar cezalandırılmış olur. Zeus insanlardan da intikam almak istemektedir. Bu yüzden Hephaistios’a emir vererek balçıktan bir kadın figürü yapmasını ister ve ardından Pandora’yı yaratır. Pandora Antik Yunan’da ilk kadın olarak kabul edilir. Zeus, Tanrıçalar gibi güzel olan Pandora’yı, Prometheus’un ikizi olan Epimetheus‘a bir kutuyla/küple gönderir. Kapıyı çalan Pandora’nın güzelliğinden büyülenmiş olan Epimetheus, onu evine alır ve ertesi gün onunla evlenir. Söz konusu kutuyu/küpü açmasını Pandora’nın kulağına fısıldayan Zeus’un, artık insanlıktan intikam alma zamanı gelmiştir. Zeus sayesinde kutuyu/küpü (Pandora’nın kutusunu) açan Pandora, insanlık arasında mutsuzluğu salıvermiştir. Böylece kötülükler dünyaya ve insanlığa yayılmıştır. Kutuyu aniden kapattığında ise içeride sadece tek bir şey kalmıştır: Umut/İnanç. Güzel günlerin geleceğine dair koca bir umut.

Sonuçta, bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır değil mi?