Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı Tavsiyeleri

Kitap okumanın içimden gelmediği zamanlarda bilgi edinmek için yeni alternatifler aradığımdan burada bahsetmiştim. Podcast’e olan merakımdan sonra sırayı sesli kitaplar aldı. Aslında bir kitabı okumaktan ziyade dinlemenin de bu kadar keyif verici olacağını düşünmemiştim. Hep aklımda sayfalarına dokunup koklayamadığım ( gerçekten her kitabı koklama hastalığım vardır!) şeyi nasıl içselleştireceğim sorusu vardı. Lakin Storytel uygulamasını indirip en merak ettiklerimden biri olan İlber Ortaylı’nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Kitabı beni sesli kitap dinlemelerine çoktan bağladı.

İlber Ortaylı Kimdir? Yazarımızı Tanıyalım

İlber Ortaylı iyi bir aile eğitiminden geçmiş, bunun yanı sıra dünyanın farklı üniversitelerinde eğitim görmüş bir Türk tarihçi, akademisyen ve yazardır. Farsçadan Fransızcaya, Osmanlıcadan Latinceye kadar rahatça konuşabildiği pek çok dil var. Tıpkı dillere olan yöneliminde görüldüğü gibi; İlber Ortaylı dünyanın da iki ayrı kanadını, Doğu’yu ve Batı’yı yakinen bilmektedir. Tv programlarına ise hemen hemen tek çıkar. Ayrılan zamanı başkalarıyla paylaşmaz. Hoşsohbet oluşu ve olağanüstü bilgi birikimiyle, yayını tek başına götürür. Verilen süreyi azami ölçüde kullanır. Bir insanın kendini bu denli eğitmesi, geliştirmesi, benzersiz tecrübe ve gözlem gücüyle donatması hiç sıradan değildir.  İşte bu olağanüstü yetiler onda fazlasıyla mevcuttur.

Tüm bu genel kültürünün yanı sıra gençlerin onda bulduğu birkaç şey daha var: İlber Hoca gençlere, mutlaka gezmelerini, farklı dünyalar tanımalarını, özetle gençliklerinin kıymetini bilmelerini söylüyor. Bu açıdan verdiği örneklerse her zaman popüler oluyor: ‘’Erkenden evlenip mobilyacı gezeceğinize dünyayı gezin!’’ Yakın zamanda çıkan kitabı ‘’Bir Ömür Nasıl Yaşanır?’’ ise müzikten yaşadığımız şehirlere, seyahatlerden yazarlara kadar bir bilgi havuzu niteliğinde. Yenal Bilgici ile yaptığı ve kitaplaşan bu söyleşiden önemli anekdotlar aktarmaya başlayalım o halde.

Bir Ömür Nasıl Yaşanır?

İlber Ortaylı, yediden yetmişe herkesin faydalanacağı bir eser bırakmış tarihe. İlber Hoca “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” kitabında bir insanın, çocukluktan itibaren hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulabileceğini kendi hayatından ve çevresinde gördüklerinden örnekler vererek anlatıyor. “Herkes kendi talihinin mimarıdır” sözünü hatırlatarak, kendi yolunu çizmenin ne anlama geldiğine de değiniyor.

  • Bir ömrü hakkıyla yaşayabilmek ve yaşanan her andan tat alabilmek için önce ne lazımdır?
  • İnsan hayatı kaç dönemden oluşur ve her bir dönemde neleri tecrübe etmek gerekir? 15, 25, 40 ve 55 yaşları neden birer eşiktir?
  • İnsan kimden, ne öğrenebilir? Kendi kendini yetiştirmek nasıl mümkün olur?
  • Kişi mesleğini neye göre seçmelidir?
  • Bir işin uzmanı olmak ve o uzmanlık bilgisiyle çalışmak için nelere ihtiyaç vardır?
  • Bir dil, en iyi nasıl ve ne zaman öğrenilir?
  • En verimli sonucu alabilmek için nasıl çalışmak gerekir?
  • Sorumluluk sahibi bir insan, kendisi veya çocukları için nasıl bir eğitim modeli aramalıdır?
  • Hayata değer katmak için ne tür insanları arayıp bulmak gerekir?
  • Doğru kararları alabilmek için en çok kimleri dinlemek gerekir?
  • En iyi nasıl seyahat edilir; bir şehir nasıl dolaşılır? Hangi müze, hangi meydan, hangi sokakları görmek için dünyanın bir ucuna kadar gidilebilir?
  • İyi film, güzel müzik, doğru kitap nedir? Hangi temel eserleri dinlemeli, okumalı ve seyretmeliyiz?
  • İnsan yaşadığı şehirden tam manasıyla nasıl yararlanabilir?

Öyle ki tüm bu başlıkları altında “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” kitabı ülkemizin önemli bir tarihçisinin gözünden, insanın hayattaki anlam arayışına, bu arayışın tadını nasıl çıkaracağına ve süreç boyunca karşılaşacağı zorluklarla nasıl baş etmesi gerektiğine dair çok özel bir kılavuz olarak karşımıza çıkıyor.

İlber Ortaylı

“Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”

İlber Ortaylı

İlber Ortaylı Tavsiyeleri

Hayatı daha anlamlı yaşamak için benim de altını çizdiğim bazı İlber Ortaylı Tavsiyeleri:

  1. İnsan en iyi trende düşünür, kafanıza takılan bir konu, bir proje aklınızda ne varsa hemen tren yolculuğuna çıkacaksın.
  2. Verimli çalışmayı, nasıl düşünüleceğini, zaman ve kaynakları etkili kullanmayı öğrenin.
  3. Sadece bunlar yetmez, hayatı güzel kılmak için okunacak kitapları, gezilecek yerleri, izlenecek filmleri, dostlarınızı iyi seçin.
  4. Yeni evlenecek çiftlere; mobilyaya para harcamayın, bunu yerine seyahat edin.
  5. Kendinizi huzurlu tutmak için gereksiz hırslardan kaçının. Ailenize ve yaşadığınız topluma odaklanın, yoksa vücut hızlı pes eder.
  6. Sağlığınızı koruyun; sigara içmeyin, içkiyi azaltın, ölçülü ve yağsız yemekler yiyin.
  7. Doğal gıdalar yemeye ve yedirmeye özen gösterin. Sık ve az yemelisiniz.
  8. Her yaşta hikaye ve roman okuyun, bunun dinlendiren ve hafızayı güçlendiren etkisini ihmal etmeyin. En önemli şey belleğimizdir.
  9. 12-25 arası sağlam bir temel atın, zihin, hafıza ve beden sağlığının en güçlü olduğu bu dönemde okuyun, öğrenin, spor yapın, fırsatları kollayın ve etrafı gözlemleyin. Bu dönem en verimli geçirmeniz gereken yaşlarınızdır.
  10. 25-40 yaşları arası hayata karışıp kendi alanınızda söz söylemeye başlayın. Bir önceki dönem ihmal ettiğiniz şeyleri yapmak için son fırsat. Sağlıklı, dengeli ve disiplinli yaşayın.
  11. 40-45 yaşları arası alanınızda otorite olun. Olgunluk, sakinlik, ve derinlik döneminin keyfini çıkarın.
  12. 55 ve sonrası dinlenin ve demlenin. Üstatlık, ustalık döneminin keyfini çıkarın.
  13. Kendi yolunuzu kendiniz çizmeye çalışın, ama yolda kulaklarınızı da her zaman açık tutun.
  14. Tavsiyeleri işe değil, kişiye bakan insanlardan alın. Sizin kim olduğunuza, nasıl bir birikimle geldiğinize, neye ihtiyaç duyduğunuza göre size özel tavsiye almalısınız.
  15. Dilinizi, çevrede bıraktığınız etkileri, deneyim ve görgünüzü geliştiren; dünyaya bakışınızı değiştiren insanlarla birlikte olun.
  16. İyi bir eğitim için matematik, filoloji, müzik ve spor konularında kendinizi yetiştirin.
  17. Becerilerinize gerçekten uyan mesleği seçin, kendi kapasitenizin altında veya üstünde çalışmayın.
  18. Farklı hayat görüşü olan insanlar ile bir araya gelin kendinize farklı pencereler açın.
  19. Çocuğunuzu, sadece kendisi olduğu için sevin. Kendi başaramadıklarınızı onlardan beklemeyin.
  20. Çocuklarınıza sevginizi verin, sevgiyle büyüyenler iyi bir insan olur.
  21. Yüzünüz ifadesiz kalmasın; yaşayın, monotonluktan uzaklaşın, gezin, görün, keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin.
  22. Kendinizi geliştirmek için alanınız ile ilgili olmayan konularla ilgilenin, müzikten anlayın, dans edin ve çevrenizin halini dert edinin.
  23. Başka dünyalara adım atabilmek için en az iki-üç dil öğrenin.
  24. İşini yapmayanlarla, işini zamanında yapmayanlarla ve işini zamanında ama kötü yapanlarla alışverişe girmeyin.
  25. Telefonu elinizden bırakıp kesintisiz düşünmeye zaman ayırın.
  26. “Olmalı” dediğiniz an “olabilir” seçeneğini ortadan kaldırmış olursunuz. Kararlı olun.
  27. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında bir pencere açın. Farklı dünyalar görüp eşik atlayın.
  28. Nasıl bir yaşam sevdiğinize karar verin ve buna göre yaşamak için bir yer seçin.
  29. Değişmeyi, değiştirmeyi bilin, konforunuzdan vazgeçmeyi göze alın. Kendi dünyanızı kendiniz yerinden oynatın.
  30. Bir şehri hakkı ile gezmek için okuyun, haritaya bakın, notlar alın, fotoğraf çekin ve defter tutun. Mutlaka sokaklarında yürüyün, çarşı pazarına karışın.
  31. Dünyayı nereyi merak ediyorsanız oradan gezmeye başlayın.
  32. Semerkand, Buhara, Kudüs, İsfahan, Kahire, Şam, Roma, Floransa, Londra, Petra, Antakya, Palmira, Efes ve İskenderiye’yi görün.
  33. Batı, güney ve Orta Anadolu, Konya Ereğlisi ve Beyşehir gölündeki Kubadabad Sarayını görün.
  34. Batı kültürünü anlamak için en önemli şehirler olan Floransa ve Siena’yı gezin.
  35. ABD, Britanya ve İsrail de olan dünyanın en güzel kütüphanelerini ziyaret edin.
  36. Gençlere; koşulları zorlayıp yeni yerleri gezmenin zevkini yaşayın. Gençlik enerjisiyle dolaşmak bir başka güzeldir.
  37. Çocuğunuzu ne fazla övün ne de fazla yerin. Onun yanında olmasını bilin, yeter.
  38. Çocuğunuzu hayatın zorluklarına gerçekçi bir şekilde hazırlayın.
  39. Çocuğunuza yokluğu, zorluğu ve yoksunluğu gösterin.
  40. Çocuğunuza sorumluluk duygusunu mutlaka verin.
  41. İnsanı hayata ve geleceğe bağlayan torunlarınıza zaman ayırın.
  42. Andrzej Wajda, Istvan Szabo, Zoltan Fabri, Luchino Visconti, Krzysztof Zanussi, Sergey Bandarçuk, Lütfi Akad ve Halit Refiğ’in filmlerini izleyin.
  43. Bir enstrüman çalmayı bilin ve çocuğunuzun da öğrenmesini sağlayın.
  44. Ahmet Rasim, Reşat Nuri Güntekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Halide Edip Adıvar’ın eserlerini okuyun.
  45. Türkiye’den çıkınca ilk görülmesi gereken yer İran’dır. Bunun nedeni de çok basittir: İran’ı anlamadan Türkiye’yi anlayamazsınız.
  46. Bir Türk, Avrupa’da en çok iki ülkede rahat eder: İtalya ve İspanya. Özellikle İspanya’nın insanı, rahatlığı ve cana yakınlığıyla bize kendimizi evde hissettirir.
  47. Sırf çarşıları ve mescitleri görmek için bile İsfahan’a gidilir. Sokakları için Yezd’e gidilir. Floransa’nın, Siena’nın, Bologna’nın sokakları neyse, Yezd’inkiler de odur hatta daha da orijinaldir.
  48. Hayattan bunaldığınız zaman Bosna’ya gitmelidir. Çünkü islamiyetin en hoş yaşandığı yer orasıdır. Saraybosna’da müslümanlık, osmanlılık ve medeniyet birleşmiştir. Ezan orada sade insan sesiyle okunur, pek güzeldir. İslam dünyası hakkında ümidinizi yitirirseniz de Bosna’ya gidin.
  49. Arkeoloji Müzesi Kahire,  Hermitage Müzesi St. Petersburg, İsrail Müzesi – Kudüs müzelerini ziyaret edin.
  50. Bir şehrin nasıl bir yer olduğunu öğrenmek için, küçük insanın nelerle mutlu olduğuna bakın. Onlar şehirden istifade edebiliyorsa, orası iyi bir şehirdir. Burjuvazi yolunu her yerde bulur ama küçük insan bulamaz.
  51. Entelektüel olmak için üstünüze vazife olmayan işlerle ilgilenin. Örneğin mesleği kimyacılık ama coğrafya veya tarihle de uğraşan, resim yapan kişi entelektüeldir. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel.
  52. Aydın olmak için şu üç şey muhakkak gerekir; yabancı dil, hukuk bilgisi, mukayese becerisi.
  53. Her şeyden evvel insanların birbirlerini çok sevmesi lazım. Sevginin olmadığı yerde hiçbir şey kurulamıyor.
  54. İlber Ortaylı’nın tavsiyesi klasik müzik listesi
Bir Ömür Nasıl Yaşanır

İyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Bu temel şarttır. Yalnız kalmayı bilmek gerekir. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz, mesela iyi bir düşünür çıkmaz. Maalesef biz Türklerin böyle bir kabiliyeti yok, bu yüzden bizden iyi düşünürler pek çıkmıyor. Aptal olduğumuz için mi? estağfurullah ama şu var; Türk yalnız kalamaz. Milletimizde böyle bir huy yoktur. Beraber ders çalışır, beraber yazı yazar, beraber gezmeye gider, beraber aylaklık eder. Türkler sinemaya bile tek gitmez. yalnız kalmayı pek bilmez, sevmez. Yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir. Ama işte bu garanti de yaratıcılığı sakatlar, iş çıkarma kabiliyetini azaltır. Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum.

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Kitap Yorumlarım

Tarihçi profesör doktor İlber Ortaylı’nın Yenal Bilgici ile yaptığı ve tavsiyelerini, tecrübelerini, ne yapılması gerektiğini anlattığı söyleşinin kitap haline getirildiği bir eserdir bu kitap. Ben de bu güzide eseri okuduktan sonra kendimce bir analiz yapmak istedim.

Öncelikle şunu belirtmeliyim bu kitap bir kişisel gelişim kitabı değildir. Bir çok yazı içeriğinde karşılaştığım kişisel gelişim çöplüğü benzetmeleri de bu kitaba yakışır tanımlamalar değildir. İlber Ortaylı size mutluluğun, başarının, kazancın ya da başka bir şeylerin sırrını vermiyor zira bu kitapta. Burada yapılmış güzel bir söyleşi var ve gerçekten kendinizi vererek, anlayarak ve sindirerek okursanız büyük bir bilgi edinimi kazanıyorsunuz.

Bir Ömür Nasıl Yaşanır, gerçekten bugüne kadar okuduğum (dinlediğim) en güzel, en faydalı ve en hoş kitaplardan birisiydi. Gerçi okuduğum her kitap benim için özel ve farklıdır; ama bu kitabın bana kattıkları şüphesiz ki gündelik hayatımda ve gelecekte kullanacağım eşsiz bilgiler içeriyordu.

İlber Ortaylı yerinin doldurulamayacağı bir entelektüel olduğun bu kitaptan çok daha önce kanıtlamıştı bence. Nedeni ise kendisinin büyük bir seyyah ve Türk araştırmacısı olmasıdır. Teke tek programına ve daha önceden yapılan tarihin arka odası programına sürekli olarak katılamamasının sebebi de hep gezide olmasıdır hatırlarsanız. Kendisi bu kitaptaki “gezmediğiniz neresi kaldı?” sorusuna “çok bir yer kalmadı, birkaç ülke kaldı sadece. ” diye cevap veren birisi. E bu kadar gezen ve gösteriş olarak değil, ciddi mânâda kültür ve birikim için gezen entelektüel birisinin de tecrübelerinden, tavsiyelerinden faydalanmak gerekiyor kanaatimce.

Kitap, kendi içerisinde birkaç farklı bölümden oluşuyor aslında. Öncelikle ilber ortaylı kendi yaşantısı hakkında ve yaşamın genel işleyişi hakkında fikirlerini söylüyor. Yaşamı 4 farklı evreye bölüyor ve her evrede ne yapılırsa daha iyi olur, bunu kendi perspektifiyle açıklıyor. Ben bu bölümde İlber ortaylı’nın gerçekten iyi bir gözlemci olduğunu fark ettim. Her yaş aralığını yaşamış ve artık kendi anlattığı evrelerin son kısmında olan birisi olarak hâlâ bu dört yaş aralığından insanları da çok iyi takip ediyor. İlber ortaylı bu ilk bölümde biraz kendi biyografisini de çıkartıyor. Çocukken neler yaptığını, büyüdüğünde neler yaptığını, üniversitede neler yaparak kendini bu kadar iyi geliştirdiğini söylüyor. Ben mesela İlber ortaylı’nın gençken tiyatro eleştirmenliği yaptığını ve hatta tiyatroda oynadığını bilmiyordum. Ayrıca kendisi 6 enstrüman denemiş ama hiçbirisine devam etmemiş. Bu kitap sayesinde bunları da öğrenmiş oldum.

Belirli bir yerden sonra kitap artık tavsiyelere dönmeye başlıyor. Nereler gezilmeli, nereler görülmeli, gezilirken neler yapılmalı, hangi kitaplar okunmalı, hangi filmler seyredilmeli, hangi müzeler görülmeli gibi tavsiyeler mevcut. İlber ortaylı’nın gezi sırasındaki rutinlerini çok beğendim açıkçası. Benim de yapmaya çalıştığım gibi kendisi not alarak, fotoğraflar çekerek ve en önemlisi şehri kendisi dolaşarak gezmeye çalışıyor. Bu çok önemli, İlber ortaylı’nın büyük bir tavsiyesidir; “hele ki o şehre ilk kez geliyorsan öyle otelde oturmayacaksın. Hiç dinlenmeyip gezeceksin, yürüyeceksin, şehrin içine karışacaksın, sadece tarihi yerleri değil, o şehrin pazarını, caddelerini, gece hayatını da göreceksin. Tabii sadece gezmekle olmaz; 20 saat geziyorsan, 2 saat de oturup o şehir hakkında okuyacaksın.” diyor.

Kitabın belirli bir bölümü de eğitim ile alakalı. İlber ortaylı dil öğrenmenin önemini her seferinde vurguluyor. Enstrüman ve dil bilmenin öneminden bahsediyor ve aydın bir toplumun matematik, müzik ve filoloji bilmesi gerektiğini söylüyor. Düşünün kendi olduğu alandan önce bunlardan bahsediyor. Hatta güzel bir örneği vardı, beethoven ve goethe birlikte yürürken yanlarından kral geçiyor ve önce beethoven’ı selamlıyor. Bu anekdotla aslında müziğin ne kadar önemli bir yerinin olduğunu vurguluyor. Her şey iyi güzel ancak İlber ortaylı açılacak ya da açılması planlanan her yer için bir sürü dil öğrenilmesi gerektiğini söylüyor. Tabii ki dil öğrenmek çok önemli, metni yüzünden okumak, çevirilere girmeden direkt olarak arşive inebilmek ya da kaynağa ana dilinden ulaşabilmek çok önemli ama bu dil konusunda nasıl bu kadar yetkin ve rafine olacağız? Yani hem bu ağır eğitim yanında bir de 1-2 sene hazırlık koyup, çocuğa kendisinin söylediği 2 ölü 2 diri dili nasıl öğreteceğiz? Hem de o bölüme giren herkes için bunu nasıl başaracağız? Keşke olabilse ama böyle bir eğitim sistemini kurmak mümkün mü? Bunu gerçekten iyi düşünmek ve tatbik etmek gerekiyor.

Son olarak geziler hakkında söylediği birkaç şeyi ekleyip bitirmek istiyorum. İlber ortaylı, “herkes gezi olarak New York’a, Londra’ya ya da Paris’e gidiyor ama bunlar tamamen batı özentisi olarak gidilen yerler. Tabii ki buralar da önemlidir ama bir insan derinlik kazanmak için Napoli’ye, Kahire’ye, Tel Aviv’e gitmelidir ” diyor. Gerçekten o kadar haklı ki. Maalesef günümüz insanları Miami’ye, New York’a, Amsterdam’a ya da Londra’ya giderek “kültürlendiğini” sanıyor. Buralar da gezilmeyecek yerler değil tabii ki ama; kültür gezileri yapacağın zaman, İlber ortaylı’nın da tavsiye ettiği gibi, muhtelif kültürlere ait eserleri kaçırarak kendi ülkelerine getirmiş ülkelerdeki müzeleri değil de, öncelikli olarak direkt o eserlerin ait olduğu toprakları gezmek gerekmektedir diye düşünüyorum. Şu aralar o kadar güvenli olmasa ve çok fazla tahribata maruz kalmış olsa da hâlâ binlerce yıllık kültürü ve medeniyeti içerisinde barındıran Kahire, Tel Aviv, Şam, Tebriz gibi yerleri gezmeden “kültürlü” ya da “entelektüel” olmak pek mümkün değil.

İlber ortaylı’nın yaşadığı hayatı okudukça gerçekten boşa geçirdiğim vakte çok fazla acıyorum. Kendisinin yaşadığı hayat o kadar güzel ve dolu dolu ki, insan resmen hayran kalıyor. Kendi istediği ve sevdiği şeylerin peşinden gitmiş, sıkıldığı zaman parayı önemsemeden o üniversiteyi bırakıp başka bir üniversiteye geçmiş, zevklerinin peşinden koşan bir adam kendisi. Umarım hepimiz böyle bir hayat yaşayabiliriz. Bir yere bağlı olmadan, istediğimizi yapabildiğimiz ve gönlümüzce gezip görebildiğimiz bir hayata sahip olabiliriz.

Kitapta bazı yadırgadığım noktalar da oldu elbet. Mesela on beşinden sonra hiçbir şey olmaz, diyor İlber hoca. Ben katılmıyorum buna. Ne yapacaksanız o yaşa kadar yapmış olmanız lazım diyor. Gezmek için yine geç kalmamak lazım diyor. Günümüz Türkiye şartları malum, on beşine kadar üç lisan öğrenmek, bir sporla içli dışlı olmak ve yurtdışına çıkmak kaç kişinin yapabileceği bir şey? Az maalesef. O yüzden şu yaşa kadar şunlar hallolmalı demek bana biraz ütopya geldi.

Ayrıca bir yerde bahsettiği bir konu dikkatimi çekiyor: Ezberci Eğitim. Ezberci eğitime karşı değil İlber hoca. Şu anki eğitim sistemini onaylamıyor ama ezberi savunuyor. Gençler ezberden vazgeçmemeli diyor. Matematik için bile ezberlenerek başlanır, sonra öğrenilir diyor. Bu bana da açıkçası mantıklı gelen bir argüman. Evet, sadece ezberci bir eğitimle bir yere varılamaz bence ancak hem ezber hem de uygulamalı eğitimler kişinin gelişimine daha büyük katkı sağlar. Çünkü en başında ezber yapmak hafızayı güçlendirmek için başlı başına bir ilaçtır. En azından benim okul çağlarımda böyle olmuştu.

Sen Bu Kitabı Tavsiye Eder Misin?

Bu sorunun her ne kadar haddime olmayacağını bilsem de yazmak istedim. Sırf bu noktanın altını çizmek için. Evet, bu kitabı okumayın demek haddime olmaz. Çünkü, vakıf olmadığım konular hakkında tavsiye veremem. Lakin yaşam tecrübesine dayanarak İlber hocanın verdiği tavsiyeleri dinlemek ise bence verebileceğim en iyi karar olur. Kısacası, okuyun. Her kitabı okuyun ancak özellikle bu kitabı altını çizerek, notlar alarak, düşünerek ve içselleştirerek okuyun. Çünkü, şundan eminim ki bu kitapta verilen tavsiyeleri günümüzde bizimle paylaşacak insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Bilgiyle ve sevgiyle…