Akıl Modelleri Nedir? – Podcast Önerisi ve 5 Etkili Akıl Modeli

Akıl Modelleri nedir’den ve nelerdir’den önce Podcast merakımın nereden çıktığı ile ilgili bir şeyler karalamak isterim.

Bazen bir şeyleri okumak için vaktimiz olmayabiliyor ya da okumaktan sıkıldığımız ve kitaplardan uzaklaştığımız dönemlerimiz oluyor. Kitap okumaktan uzaklaştığım dönemlerde yeni bir bilgiyi nereden edinebilirim telaşına düşüyorum. Teknolojinin bu denli ilerlediği bir dönemde telaşım da kısa sürüyor çünkü internet her bilgiyi orijinal kutusuyla ayağımıza getirmiş durumda. Tek yapmamız gereken ise onu açıp gerekli olana ulaşmak. İşte bu nedenle okumak istemediğim zamanlarda dinlemek ikinci bir alternatif olarak karşıma çıkıyor.

2019 yılının internet çağında podcast ve youtube yılı olduğu argümanlarını destekler biçimde buluyorum kendimi. Öyle ki okumak kavramı yerini izlemek ve dinlemek kavramlarına bırakıyor.

Bu yazımda da şimdiye kadar youtube’u fazlasıyla sömürmüş biri olarak yeni yeni tanıştığım podcast camiasından öğrendiğim güzel bir konuyu aktarmak istedim. Her ne kadar dinlediğim şeyler okuduklarım kadar hafızamda yer etmese de daha kalıcı bir öğrenme için beğendiğim içerikleri blogumda paylaşarak hem sizlere aktarıyor hem de kendime fayda sağlamış oluyorum.

Podcast Önerisi: Akıl Modelleri

Yeni tanıştığım bu podcast kanalı anlatıcıları da tam olarak benim burada yaptığım gibi paylaşırken öğreniyorlar. Üstelik araştırıp paylaştıkları konu da bir nevi öğrenme, düşünme ve problem çözme kavramları üzerine.

İngilizcesi ‘Mental Models’ olan ve Akıl Modelleri olarak çevirdikleri kavram ise bir sorunu incelemek için kullanılan zihinsel modeller süreci.

Akıl modellerini anlatmadan önce kısaca kanaldan da bahsetmeliyim. Hande ve Uğur isminde iki genç iş arkadaşı, dünyanın en zengin insanlarından Amerikalı yatırımcı Charlie Munger’ın “Akıl Modelleri” ismiyle tercüme ettikleri karar alma yöntemlerini bizimle paylaşıyorlar kanallarında.

Akıl Modelleri 101 diye adlandırdıkları ilk bölümlerini 28 Mayıs 2019 tarihinde yayınlıyorlar. 3 Eylül tarihine kadar 8 model ve bonus konularla birlikte tam 11 bölüm ile sezon finali yapıyorlar. Ortalama 20 dakika süren bölümlerde anlattıkları modeli daha iyi açıklayabilmek için verdikleri örnekler ve yaşamlarından kesitler yayını daha eğlenceli hale getiriyor.

Şimdiye kadar bir podcast’e başlayıp henüz ilk bölümünde bıraktığım epey seri oldu. Akıl Modelleri ise ilk defa duyduğum ve öğrenmek için heveslendiğim bir konu olunca tüm bölümleri neredeyse üst üste dinleyerek 2 günde bitirdim.

Gerek konunun ilgi çekiciliği, gerek içeriklerinin zenginliği gerekse Uğur ve Hande ikilisinin hevesli ve heyecanlı anlatımları beni oldukça bağladı bu podcaste. Minimalizm bölümü ise favorim, aramızda! 🙂 Gelin ikilinin aktardığı 5 etkili modelin üzerinden bir geçelim biz de. Ancak ilk önce akıl modelleri nedir ve nelerdir bir bakalım.

Akıl Modelleri Nedir?

Charlie Munger, bu zor hayattaki yarışın içinde koşabilmek için akıllıca alınmış kararlara ihtiyacımız olduğunu söylemiş ve 109 ayrı modelle nasıl doğru karar alınabileceğini listelemiş. Kısaca mental models dediği bu 109 modeli de özellikle iş yaşamından verdiği örnekler ile aktarmış.

Zihinsel modeller de diyebileceğimiz akıl modelleri kısaca dünyayı nasıl anladığımızdır. Sadece ne düşündüğümüzü ve nasıl anladığımızı şekillendirmekle kalmaz aynı zamanda gördüğümüz bağlantıları ve fırsatları da şekillendirir. Zihinsel modeller, karmaşık olanı nasıl basitleştirdiğimiz ve neden bazı şeyleri diğerlerinden daha alakalı olarak düşündüğümüzü anlatır özünde.

Zihinsel modeller, işlerin nasıl yürüdüğünün psikolojik açıklamalarıdır. Bize dünyayı görmenin yeni bir yolunu sunuyorlar ve sonuç olarak gerçekliği anlamamıza yardımcı oluyorlar.

Bu durumda zihinsel modeller nasıl faydalıdır?

Dünya bütün detayları beyinlerimizde tutamayacak kadar karmaşıktır. Bu karmaşıklığı basitleştirmek için ise minik parçalara ayrılması daha kolay olan zihinsel modelleri kullanıyoruz.

“Zihinsel modelleri kullanmadığınızda, stratejik düşünme, çarpma işleminin sizin için uygun olduğu durumlarda toplama işlemi yapmak gibidir.”

Gabriel Weinberg

Çeşitli zihinsel modellere sahip olmak, dünyayı çoklu mercekler aracılığıyla görebilmemizi sağladığı için, karmaşık sorunlarla karşı karşıya kaldığınızda özellikle önemlidir. Ancak maalesef toplum, gerçekliğe tek bir mercekle bakma eğilimindedir ve çalışma için onu ayrı konulara böler.

Yaşamın karmaşıklıklarını daha iyi yönlendirmek ve kör noktalarımızı görmemize yardımcı olmak için, dünyanın en başarılı insanlarından biri olan Charlie Munger’in “zihinsel modellerin kafes örneği” dediği şeye ihtiyacımız var özetle.

Zihinsel Modellerin Kafes Örneği
Zihinsel Modellerin Kafes Örneği – Charlie Munger

Bu kafes örneği, zihinsel modelleri kavramsallaştırmanın harika bir yoludur çünkü bilginin birbirine bağlı doğasını gösterir. Gerçek, eşsiz bir disiplin grubundan oluşmaz. Yaşamda da böyledir aslında. Karşımıza çıkabilecek birçok olasılık vardır ve bunların hepsi bu kafes örneğindeki gibi düzensizce iç içe geçmiştir. Ancak bizim yaşayacağımız tek bir olasılığın bu karmaşıklıktan kurtulup karşımıza çıkma oranı ve hayatımızda kalma süreci ise tamamen düşünce biçimimize ve akıl yürütme şekillerimize bağlıdır.

Buraya kadar aslında tanımı yaptığım ve bir nebze açıklamaya çalıştığım akıl modellerini gelin örnekleri ile inceleyelim. İşte 5 akıl modeli ve açıklamaları:

5 Etkili Akıl Modeli

1. Tersine Alma (Inversion) Modeli

Ters çevirme en güçlü zihinsel modellerden biridir. Tersine Alma (Inversion) modeli, olaylara “farklı ve ters bir bakış açısıyla” yaklaşarak nasıl daha doğru kararlar alabileceğimizi bize gösteriyor. Yani, bir düşünce aracı olarak, doğal başlangıç ​​noktasının diğer ucundan, sondan başlayarak başarıya giden engelleri tespit etmeye ve ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

Örneğin, bir randevuya gittiğinizi ve iyi bir izlenim bırakmak istediğinizi varsayalım. Kendinize “Hangi üç şey iyi görünmemi sağlayacak?” sorusu yerine kendinize, “Hangi beş şey beni aptal gibi gösterecek?” diye sormalısınız. Bu sayede tersine düşünerek olmamanız gerekenleri listelemiş olacak ve varmak istediğiniz noktaya ulaşacaksınız.

Diğer bir örnek ise, pazarlama müdürü olarak terfi almak istediğinizi varsayalım. Kendinize, “Terfi almak için yapabileceğim en iyi beş şey nedir?” sorusu yerine, “Terfimi engelleyecek en önemli 10 şey nedir?” diye sorun. O zaman bunların hiçbirini yapmaz ve başarıya daha çok yaklaşmış olursunuz.

Kısacası, ne istediğinizi düşünmek yerine, kaçınmak istediğinizi düşünmektir. Ya da Charlie Munger’in bir keresinde dediği gibi, “Tek bilmek istediğim nerede öleceğim, bunu bilirsem asla oraya gitmem”.

Tersine çevirme, size her sorunun cevabını vermez, ancak her konuda ne düşündüğünüzü iyileştirip çözümler sunar.

2. Oyun Teorisi (Game Theory) Modeli

Oyun Teorisi Modeli, grubun çıkarlarını bireysel çıkarlarının önünde bulunduran kişilerden kurulu bir ekibin/takımın her zaman diğer gruplara göre daha avantajlı olduğunu bize söylüyor.

İşbirliği ve Mahkum ikilemi de denilen oyun teorisinde işbirliği olmadan, hiçbir grup hayatta kalamaz çıkarımını sağlıyor.

Mahkum ikilemi, iki mahkumun birbirleriyle işbirliği yaptığında serbest kaldıkları ve ceza almadıkları, birisinin hile yaptığı, diğerinin hile yapmadığı durumda ise kötü sonuçların doğduğu ünlü bir oyun teorisi uygulamasıdır. Bu model ekonomik hayatta, savaşta ve pratik insan yaşamının diğer birçok alanında kullanılabilmektedir.

Örnek olarak, Beautiful Mind filminde John Nash 3 arkadaşı ile barda otururken bara gelen 1 çok güzel ve 4 güzel kıza yaklaşmada bu teoriyi kullanıyor. Nasıl mı? Nash’e göre tüm arkadaşları çok güzel kıza odaklanacaklar ancak kızın kimseyi istememe ihtimalinde diğer 4 kız da ikinci alternatif olmak istemeyeceği için John ve arkadaşları boş dönecekler. Ancak eğer, John ve arkadaşları çok güzel kızı es geçip diğer güzellere yönelirlerse kimse zararlı çıkmamış olacak.

Biliyorum, her ne kadar godamanca bir örnek olsa da teoriyi en iyi açıklayan örnek bu olsa gerek. 🙂 İşte oyun teorisi de grubun ortak hareket iyi bir çıkar elde etmesini anlatıyor.

3. Temel İlkeler (First Principles)

Temel ilkeler modeli, karmaşık durumları tersine çevirmenin ve yaratıcı olasılığı ortaya çıkarmanın en iyi yollarından biridir. Temel prensiplerden akıl yürütme denilen şey, temel fikirleri veya gerçekleri kendilerine dayanan varsayımlardan ayırarak karmaşık sorunları netleştirmeye yardımcı olan bir araçtır. Yani, geri kalanlar esastır.

Bir şeyin ilk prensiplerini biliyorsanız, yeni bir şeyler üretmek için bilginizin geri kalanını onların etrafında inşa edebilirsiniz.

Örnek olarak bu kuramın uygulayıcısı Elon Musk’ı gösterebiliriz. Elon Musk uzayda yaşam kurma fikrini ortaya attığında roketlerin çok pahalıya geldiğini görüyor. Uzun bir düşünme aşamasından sonra kendini araştırmaya veriyor ve roketin temel parçalarını düşünüyor. Roketin temel parçalarını kendisinin üretebileceğini anlayan Musk bu sayede roketi kendisi üretme maliyetinin orijinal fiyatının sadece% 13,3’ünü karşıladığını fark ediyor. Bu sayede fikrinin temel ilkelerine inerek yaratıcılığını da ortaya koyarak hedefine daha karlı bir şekilde ulaşmış oluyor.

4. Entropi (Düzensizlik)

Murphy Kanunu, “Ters gidebilen herhangi bir şey ters gitmek zorunda mıdır?” diye belirtiyor.

Bu özlü ifade, can sıkıcı yaşamın başını belaya sokma ve işleri zorlaştırma eğilimine gönderme yapıyor. Sorunlar doğal olarak kendi başlarına ortaya çıkıyor gibi görünmekle birlikte, çözümler her zaman dikkatimizi, enerjimizi ve çabamızı gerektirir. Bir şey olursa, hayatlarımız daha karmaşık hale gelir ve yavaş yavaş basit kalmaktan ziyade düzensizliğe dönüşür.

Entropi nedir? İşte düşünmek için basit bir örnek:

Bir kutu yapboz parçası alıp bir masanın üstüne attığınızı hayal edin. Teorik olarak, parçaların mükemmel bir şekilde yerine düşmesi ve kutudan attığınızda tamamlanmış bir bulmaca yaratması mümkündür. Fakat gerçekte, bu asla olmaz.

Neden?

Oldukça basit, çünkü oran ezici bir şekilde buna karşı. Her parça tamamlanmış bir bulmaca oluşturmak için sadece doğru yere düşmek zorunda kalacak. Her parçanın sıralandığı tek bir olası durum vardır, ancak parçaların düzensiz olduğu neredeyse sonsuz sayıda durum vardır. Matematiksel olarak konuşursak, düzenli bir sonucun rastgele gerçekleşmesi inanılmaz bir ihtimal.

Benzer şekilde, kumsalda bir kumdan kale inşa edip birkaç gün sonra geri dönerseniz, artık orada olmayacak. Kumdan kalene benzeyen tek bir kum parçacıkları kombinasyonu var. Bu arada, ona benzemeyen neredeyse sonsuz sayıda kombinasyon var.

Yine teorik olarak, rüzgar ve dalgaların kumu hareket ettirmesi ve kum kalenizin şeklini yaratması mümkündür. Ancak pratikte, asla olmaz. Astronomik olarak kum, rastgele bir kümeye dağılacak kadar düzensizdir.

Bu basit örnekler entropinin özünü yakalar. Entropi bir bozukluk ölçüsüdür. Ve her zaman düzenli olanlardan çok daha düzensiz olan farklılıklar yaratır. Kısacası, evren doğal olarak düzensizliğe doğru kaydığından, istikrar, yapı ve basitlik oluşturmak için enerji harcamanız gerekir. Başarılı ilişkiler özen ve istikrar gerektirir. Başarılı evler temizlik ve bakım gerektirir. Başarılı takımlar iletişim ve işbirliği gerektirir. Yani, çaba olmadan işler çürür. Çünkü doğanın kanunu düzensizlik, entropidir.

5. İkinci Seviye Düşünebilme Modeli

Her eylemin bir sonucu vardır ve bu sonuçların her birinin başka sonuçları da vardır. Bunlara ikinci dereceden efektler denir. İkinci derece düşünme, bu ikinci derece etkilerin düşünülmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle, etkilerin etkilerini düşünmek anlamına gelir.

Bu güçlü bir düşünme aracıdır, çünkü işler her zaman göründüğü gibi değildir. Bir sorunu çözdüğümüzde, genellikle istemeden daha da kötüsü olan bir tane daha yaratırız. Bununla birlikte, ikinci dereceden düşünme, potansiyel olarak kötü bir çağrı yapmadan önce kararlarımızın uzun vadeli sonuçlarını incelememize izin verir.

Bu süreç en iyi şekilde eksikliklerle açıklanmaktadır. İşte Shane Parrish‘in son kitabından ikinci seviye düşünebilme modeline bir örnek :

“Eti daha güvenli ve ucuz hale getirmek için onlarca yıldır hayvancılıkta antibiyotikle besliyoruz. Ancak son yıllarda bunu yaparken karşı koyamayacağımız bakteri oluşturmaya yardımcı olduğumuzu fark etmeye başladık. Başka bir deyişle, eti daha güvenli hale getirmek yerine, gıda zincirimizin bir parçası olan tehlikeli, ilaca dirençli bakteri ordusunu besledik. ”

Bu ikinci derece etkilerden kaçınılabilir mi?

Evet. Temel bir biyoloji bilgisi olan herkes organizmaların geliştiğini ve adapte olduğunu bilir ve daha kısa yaşam döngüleri olanlar bunu daha hızlı yapabilir. Eğer ikinci dereceden düşünme uygulansaydı, bu durumdan kaçınılabilirdi.

Eğer siz de bu konuya biraz merak saldıysanız Spotify üzerinden Akıl Modellerini dinleyebilirsiniz. Bu sırada ikinci sezonu heyecanla beklemeye koyulalım biz de. 🙂