Yataktan delicesine fırlıyorum. Saati 9’u biraz geçiyor. Yatağı toplamak totemimdir. Düzgün başla düzgün devam et güne. Lakin acelecilik bugünü buruş buruş geçireceğimin sinyalini veriyor. Geç kalmamak için tek yapabildiğim bir iki uyumsuz kıyafet bulup üstüme geçirmek oluyor. Dışarısı buz. Koşar adımlarla yola koyuluyorum. Dünün pişmanlığını tekrar yaşamamak için pantolumun altına bir de termal çorap giydim. Tam bir garantici korkaksın diye geçiriyorum içimden. Kış-kış… olumsuz düşünceler. Öyle bir soğuk var ki birden şükretme evresine geçiveriyorum. İlahi Dilek!

Anneme vardığımda onun da benim gibi acele ile kalkıp hazırlandığını ilk saniye fark ediyorum. Arabanın anahtarını kaptığım gibi düldülü ısıtmaya koşuyorum. Bizi yarı yolda bırakmasına bu kez müsaade edemem. Neyse ki bu sefer çok nazlanmadan hemen çalışıyor. Akıllı kızım benim!

Çok geçmeden annem de yan koltuğa geçmiş bulunuyor. Isıtıcı çalışmıyor mu söylentileri başladı yine. Nazlanıyor bizimkisi hurdaya mı versek artık diyeceğim oluyor, düldülü küstürmemek için ağzıma fermuarı çekiyorum. Kış aylarının muhteşem ve en popüler mekanlarından güzelim hastanemizin yolunu tin tin arşınlıyoruz. Her seferinde annemle geldiğimiz yerin otoparkını nasıl bulamıyoruz, aklım almıyor. Bir ara yolun ortasında durup nerede bu otopark diye düşünürken yanımdan geçen araç sürücüleri sinirli sinirli bakıyorlar karanlık camlarımızdan içeri. Gördüklerinden şüpheliyim ama ben yine de sahte bir gülücük atıveriyorum.

Otoparkı bulduk, yer bulmak için kısa bir pusunun akabinde asansöre en yakın park alanını da kaptık. Şimdi yukarı çıkıp doktorumuzu bulmak kaldı. Her şey iki dakikada hal oluyor ve bizim doktor odasının önündeyiz.

Annem muayeneden çıkar çıkmaz ben bu bakışı tanıyorum demeye kalmadan nalet herif diye basıyor çığlığı! Ciğerlerim ağrıyor diyen hastaya çok öksürmekten dersen yersin şaplağı tabi! Neyse ki annem iyi günündeymiş ya da halsiz diyelim. Üç haftadır hastalıktan kıvranan annem Türk hekimlerinden fayda bulamadığını tekrar anlar anlamaz kendine geliyor. Ben de kendi doğal kürlerine ve bitkisel buluşlarına devam etmesini söyleyip alıyorum onu kalabalıktan, eve dönüş yoluna.

Güneşi görmenin etkisi ile çok daha iyi oluyoruz eve vardığımızda.

————————————–

Sanırım doktorlar ve familyası fazla duygusallıktan! $ kendilerini işlerine veremiyorlar. Olsundu, bu ülkede kim kendini işine vermiş ki! Sahi dün gece ben Beyonce’nin konserinde dansçısıydım daha da ilginci Beyonce kameralara Türkçe konuşuyordu. Benden öğrenmiş kerata! Sahne ışıkları sarhoşluğumdan pek berhudarım. O anları tekrar yaşamalıyım, sırf rüyaya devam edebilmek için tekrar uyumaya çalıştığım gibi.

—————————————–

Dört saat sonra bu kez kardeşimin yatağından delicesine fırlıyorum. Nasılda hızlı geçiyor bu zaman. Yatağı tekrar olduğu gibi bırakıp deli soğuğa bırakıyorum kendimi. Eve varmam yataktan fırlamamdan daha hızlı olduğu kesin. Şimdi aheste aheste kaldığım yerden devam edebilirim diye düşünüyorum.